Yuân Fên

Yuân Fên
@Gamzelideli
Araftayım... Yusuf gibi karanlık kuyuda , Züleyha gibi utangaçlıkta ama derin bir araftayım ... صمد
Gazeteci
AUZEF / Sosyal Hizmetler
İstanbul
15 Ekim 2000
29 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Yeşil Gözlüm; Yeşil gözlüm… Ben seni severken, gözlerimle günaha girdim belki, Ama o şehir şehir bakışlarında kaybolmayı Yine de göze alırım, yine de severim. Gözlerinin her sokağına bir adım bıraktım, Her ışığında biraz ben kaldım. Unutma… ölüm bile olsa, Gökyüzü bulutsuz kalır da, Bulut Bey, sen kalbimde eksik kalmazsın. Hoşça kal, Nehir gözlüm, şehir gözlüm… Seninle başladım, Senden kalanla yaşamayı öğreneceğim. 🌧️
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanın eti bu kadar ağır olmamalı? Kadın olmak bu kadar zor olmamalı? Erkek olmak bu kadar sorumluluk getirmemeli? İnsan yaşarken bu kadar yorulmamalı ya? Konuşuyorken anlaşamamak nedir? Seviyorken, sevilmek? Özlüyorken özlüyeninizin olmaması nedir yaa? Bağırsak duyulmuyor oluşu, çığlıklara sağır olmak? Daha da kötüsü bir iylik yapmak isterken 40 kere düşünmek nedir ya? Hayat nereye gidiyor, biz nereye gidiyoruz insanlık hangi kapıda, yada hangi yılda kaldı dersiniz.... Beni o zamana ışınlayın, sevilmenin insan olmanın rahat olduğu zamana!!!
Çiçek açsın diye ömrümü verdiğim ağaçta, şimdi cesedim sallanıyor ve sen gölgesinde, bana yazamadiğın şiirleri ona okuyorsun. Şimdi söylesene yeşilim, bu kızı kim üzebilir ki¿
Yanarım yanarım, belalım;
Yanarım yanarım da, Sana olan sevgimi sana hissettiremediğime, inandıramadığıma yanarım. Sana “gitme, kal” diyemediğime, Ellerini tutup bir buse eşliğinde “Ben bir son değil, seninle bir sonsuzluk istiyorum.” diyemediğime yanarım. Seninle bir gün daha olsun diye ettiğim dualarıma yanarım. Yanarım, yanarım, tutuşur yanarım da, Bela benim diye yanarım... Oysa seni öyle çok sevdim ki… Ellerim sakallarında, gözlerim dudaklarında iken bile Hâlâ içimde senin özlemin varken, Sana kendimi ifade edemeyip, İnandıramadığım ne varsa, onlara bir bir yanarım. Yanarım, çünkü suskunluğumun altında çığlıklar saklıydı, Gözlerimde sana söyleyemediğim binlerce kelime vardı. Kal deseydin, kalırdım; Bir umut versen, her şeyi yakar gelirdim. Ama sen sessizliğinle gittin, Ben ise sessizliğinle kaldım… Ve şimdi her nefesimde, Bir seni, bir beni, bir “keşke”yi taşırım...
Ey ümitsiz, bir çare gönül! Neden bu ye’se düşmen? Dik dur ve bir dön bak geçmişine! Mecnun sevmeseydi bir Leyla’yı, olur muydu divane? Olmasaydı deli divane, yitirmeseydi aklını, Bulabilir miydi onu Mecnun yapan, çöllere düşüren Rabbini? Dağları delmeseydi Ferhat, Akan suyun berraklığında görür müydü Rabbini? Kör kuyulara atılmasaydı Yusuf, Olabilir miydi Mısır’a sultan? Olmasaydı Mısır’a sultan, Sevebilir miydi Züleyha, Yusuf’unu? Aşkından kör olmasaydı Züleyha, Bulabilir miydi dersin Yaradan’ı? Belki de bu dünyaları karanlıktı… Ama o karanlıklara maruz kalınmasaydı, Bu aydınlıklar olabilir miydi dersin? Ey arsız, bedbaht gönlüm… Ne kadar güzel bir özet değil mi? Belki de karanlığımız sandığımız şeyler, En güzel aydınlıklara açılan kapımızdır. 🌙