Sana yâr olamam...
Ne kadar da ezberden konuşuyoruz, farkında mısın?
"Seni seviyorum"lar, "özledim"ler, "görüşelim"ler...
Hepsi sanki birer mecburiyet, bize dayatılan bir alışkanlık gibi.
Şimdi ben, o mecburiyetin caddesinde sana doğru yürür gibiyim.
Ama bu defa farklı, ben ezberleri bozmaya geliyorum sana.
“Seni seviyorum” deme mesela…
Bizi yan yana görenler, kendi kendine “o çocuk bu kızı seviyor” desin.
“Özledim” deme,
Bir anda çık karşıma; ansızın, sessizce,
gözlerinle “buradayım” de.
“Görüşelim” deme,
Zaten yollar bir şekilde kesişir;
ben başımı çeviririm,
sen orada olursun, göz göze geliriz.
Hiç konuşmayalım belki de…
Bütün ezbere giden yolları unutalım,
beraber yepyeni patikalar çizelim kendimize.
Mecburiyet caddesinden değil,
ezber bozan sokaklardan geçelim;
el ele, sözcüksüz,
ama en gerçek hâlimizle…