“..birer kez okuduğum halde içinde ne yazdığını hatırlıyorum. Çoğu kez yatağımda yatarken bir iç ses okuyor bana satırları.”
“Tam olarak ne okuyor o ses?” diye sordu gözlükçü.
“Öteki kadınla ilgili şeyler hepsi.”
Yaklaşık 2 koca yıl…600 gün. Geçmeyen, dinmeyen bir acı; susmayan iç sesler, düşünceler..Bulunmuş ekmek yiyince de geçmiyormuş öyle demiş Elsbeth. İnsan öğrendiği şeyleri belleğinden silemiyor. “Öğrendiklerini unutma okulu olsa keşke” diye bir cümle vardı Çocuk, Köstebek, Tilki ve At kitabında. İnsanın en büyük düşmanı hafızası.
Neyse gelelim incelememize:
Kitap küçük bir köyde yaşayan Selma, Elsbeth, Gözlükçü, Palm, Luise, Martin ve diğerleri arasında geçen olaylara dayanıyor. Karakterin aralarindaki ilişki o kadar candan o kadar narin o kadar güzelki kalbimi bıraktım. Okapi diye bir canlıdan bahsediliyor ve Selma’nın rüyalarına konuk oluyor bu canlı. Gerçekten var mı yoksa bir hayal ürünü mü diye araştırdım; varmış :)
“Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” sözündeki yabancı (Frederik) köye geliyor ve hikaye muhteşemleşiyor:) İyi okumalar dilerim.