Kendimizle bağlantıda olmak yerine “dışa odaklı” olmak yönünde eğitiliyoruz. Hep “zihnimizde” kalmayı ve “ Başkaları neyi söylememi ve neyi yapmamı doğru bulur?” diye kafa yormayı öğreniyoruz.
…kimsenin bana bir kez bile ne hissettiğimi sorduğunu hatırlamıyorum. Duygulara hiç önem verilmiyordu. Değerli olan, makam ve otorite sahibi kişilerin tanımladığı “doğru düşünme biçimi”ydi.