Saf determinist, insanın davranışının özgür olmadığını ve sadece geçmişin bir ürünü olduğunu savlar. Bunun kaçınılmaz sonucu insanın yaptıklarından sorumlu olmadığı ve aslında özgür iradesi olmadığıdır.
İnsanların değişim istemesini sağlayan üç şey vardır. Biri canlarının yeteri kadar acımış olmasıdır. Kafalarını aynı duvara o kadar uzun süredir vurmaktadırlar ki artık gına gelmiştir. Aynı kumar makinalarında o denli kaybetmişlerdir ki, sonunda ya duracaklar ya da başka bir makinaya yöneleceklerdir. Migrenleri acı verir. Ülserleri kanamaktadır. Alkoliktirler. Dibe vurmuşlardır. Teselli için yalvarmaktadırlar. Değişmek isterler.
İnsanın değişim istemesinin bir diğer nedeni umutsuzluğun yavaş biçimi olan sıkıntıdır. Yaşamında olan bitenlere "Eee ne olmuş?" diyen bu kişiler sonunda kocaman bir "Eee ne olmuş?" derler. Artık değişime hazırdırlar.
İnsanın değişim istemesinin üçüncü nedeni birden değişebileceklerini keşfetmeleridir.
İçimizdeki Çocuk kesinlik talep eder. Çocuk; güneşin her sabah doğacağını, annenin hep orada olacağını, kötü adamın sonunda hep yakalanacağını bilmek ister. Sadece Yetişkin, her zaman kesinlik olmayacağını bilir.
Yeni bir pozisyon alınca kişisel ya da sosyal fırtınalar bir anda dinmez. Çocuk, tıpkı hazır kahve veya 30 saniyede hazırlanan yemek gibi ya da mide asidinin hemen geçmesi için alınan tabletler gibi anlık çözümler bekler. Yetişkin, sabır ve inancın gerekliliğini anlar. Ben OK'İM SEN OK'SİN pozisyonu kararı alındıktan hemen sonra OK duygularını garanti edemeyiz.