Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk şeriatı yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeğe yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. İnsanlar tanıdım hikayeler topladım. Özerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hala ham, hala aşkta bir çocuk gibi toy...
... Biz dile söze bakmayız. Gönle hale bakarız,
... Edep bilenler başkadır,
Canı ruhu yanmış aşıklar başka.
Aşk şeriatı bütün dinlerden ayrıdır.
Aşıkların şeriatı da Allah'tır, mezhebi de.
Çünkü aşk, hayatın asıl özü, esas gayesidir. Mevlana'nın bizlere hatırlattığı özere, gün gelir, herkesi, ondan köşe bucak kaçanları bile, hatta "romantik" kelimesini bir suçlama gibi kullananları dahi kıskıvrak yakalar aşk.