O 'nun "Secde et ve yaklaş!" deyişini bir kere daha düşünelim mi? Bak, şimdi fark ettim ben de birden.
Rab, önce yaklaş ,
demiyor değil mi?
Kalbinde secdeye varmak için ne bir yakınlık, ne bir istek,
ne bir lezzet b ekliyor senden.
Tersine önce secde bekliyor. Sonra yakınlaşma geliyor dikkat ettiysen.
İçinde hiçbir istek yokken bile, hiçbir haz almıyorken bile
secdedeysen,
O'nu ne kadar memnun ediyorsun , biliyor mu-
sun?
Haz almak için değil.
Lezzet duymak için değil.
Rahatlamak için değil.
Tüm isteksizliğine rağmen sadece ve sadece
O 'nun için secdeye varabilirsin artık.
Öyle yorgunsun ki. Saatlerden beri açsın. Yorgunluğundan kendine yemek bile hazırlayamamışsın.
Yalnızsın.
Burnuna bir yanık kokusu geliyor.
Ocakta unuttuğun çaydanlık geliyor aklına. Zihninde, yana yana kül olmuş çaydanlık
imgesi.
İçine bir endişe düşüyor.
Ya ateş ocağın yanındaki
perdeye sıçrarsa ?
Birden evin cayır cayır yandığını hayal
ediyorsun.
Yatağından fırlıyorsun. Bitkinliğini unutuyorsun.
Bedenini ve ruhunu ele geçirmiş yorgunluğu, halsizliği,
isteksizliği unutuyorsun.
Tehlikeyi önleme isteği tüm bedenine canlılık kazandırıyor.
Mutfağa gidiyorsun.
Ocağı söndürüyorsun.
Çaydanlık simsiyah olmuş. İçin ferahlıyor.
Ateş
perdeye sıçramamış. Yangını önlemenin ferahlığı doluyor
yüreğine. Anlayamadığın bir zindelik. Şaşırıyorsun.
Uyanıyorsun.
Gördüğünün bir düş olduğunu anlıyorsun. Saatine bakıyorsun. Gece yarısı olmuş. Seni uyandıranın bir melek
olduğunu anlıyorsun.
Ne güzel.
Bir melek tarafından uyandırılmak.