Gaybulfasl

Gaybulfasl
@Gaybulfasll
Kalbimin bunca acısına ve nefes darlığıma, içimde akan kana, beynimdeki prangaya, çektiğim bunca kedere ve tüm sevdiklerime, iki damla gözyaşıma rağmen ben erdem'i seçmiştim. Ve tüm erdemimle her şeyden vazgeçmiştim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki içimde, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyordum, insanların iç sesime ve kalbime zarar devermesinden, kabuğumu kanatmalarından duyduğum korkuyu unutmak için verdiğim bu savaş bu acı kanıma karışmıştı, hissediyordum. Sonra la buruyerenin bir söz geldi aklima: yaşam boyunca bazen bizden saklanan öyle değerli zevkler, öyle tatlı verilmiş sözler vardır ki, bunların bize bağışlanmasını en azından dilemek bile çok doğaldır. Ancak Erdem yoluyla bunlardan vazgeçildiğini bilmekle geride bırakılabilir bu büyük çekicilik.
İç sesim en büyük saadetimdi, ruhum her şeyi anlıyordu.
Hep şöyle olmuştur: kendimizi tanımadan insanları tanımaya çalışmışızdır, oysa insan kendini tanımadan başkasını tanıyamaz, kurtarıcı rolünü de üstlenemez. Bir insan aynaya bakarak kendini ne kadar görürse, kendine bakarak da benliğini o kadar tanıyabilir. Algılarının, zevklerinin, sinirinin, yapabileceklerinin, yapamayacaklarının sınırını bilen insan, kendini tanıyan insandır.
Shakespeare'in dediği gibi: Yiğitçe alınmış bir yara, soylu bir yara, onurun ve soylulugun nişanıdır.