*yaşamanın sorumluluğunun bilincine varmış Bir insan olmak
*Kültür robotu olmak yerine bir şahsiyet olmayı hedeflemek
*Anlam çerçevesini kendi oluşturmak
*İçindeki özgürlüğü oluşturmak
İnsanı insandan başkası anlamaz, bu yalandı.
Beni sadece ben anlıyordum.
Karışık hayatım ve paragraflarımda tüm duygularımın feryadını sunuyordum insanlara.
Karşılıksız, anlamsız.
Kalbimin bunca acısına ve nefes darlığıma, içimde akan kana, beynimdeki prangaya, çektiğim bunca kedere ve tüm sevdiklerime, iki damla gözyaşıma rağmen ben erdem'i seçmiştim.
Ve tüm erdemimle her şeyden vazgeçmiştim.
Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki içimde, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyordum, insanların iç sesime ve kalbime zarar devermesinden, kabuğumu kanatmalarından duyduğum korkuyu unutmak için verdiğim bu savaş bu acı kanıma karışmıştı, hissediyordum.
Sonra la buruyerenin bir söz geldi aklima: yaşam boyunca bazen bizden saklanan öyle değerli zevkler, öyle tatlı verilmiş sözler vardır ki, bunların bize bağışlanmasını en azından dilemek bile çok doğaldır. Ancak Erdem yoluyla bunlardan vazgeçildiğini bilmekle geride bırakılabilir bu büyük çekicilik.