Gören gözlerimiz miydi bizi insan kılan? Ya da gözlerimizin açık olması “görmek için “ yeterli mi sanıyorduk? Belki de doğduğumuzdan beri bir körlük içindeydik ve mutlak uyanıklığa kalkmak için uyuyorduk henüz. Bilinmez. Bilinenden bahsedelim o zaman. Saramago; körlüğü bir metafor olarak kullanıp insanoğlunun acizliğini, sarsılmaz gibi görünen tüm kurulu “düzenin” yerle bir oluşunu gözler önüne serdi bizim için. Bizi durmaya, gözlerimizi kapatmaya ve görmeye zorluyor. Burası kitapta şu cümleyle ifade edilir ve bana göre kitabın en can alıcı cümlesidir : “ Bakabiliyorsan gör, görebiliyorsan fark et.” Ayrıca Jose Saramago bu kitapla beraber bize gerçek insanın özünü gösteriyor. En aciz zamanlarımızda ortaya çıkan özümüzü. Körlük ufkumuzu açan kitaplardan açmaya da devam edecektir.