Hadi ama Liz, bari şu an dürüst ol kendine. Annen gibi giyiniyor, onun izlediği dizileri izliyorsun ve sanki annen bir senaryo yazıyor da sen de onun karakteriymişsin gibi davranmak için elinden gelen her şeyi yapıyorsun.
Ama sana şaşırtıcı bir haber vereyim: sen bir film karakteri değilsin. İçinden öyle geliyorsa, arada kot pantolon giyip saçını düzleştirebilirsin, küfürler savurabilir ve açıkçası canın ne isterse onu yapabilirsin. Annen yine de harika olduğunu düşünürdü, çünkü öylesin. Seni, Gizli Bölge'de puro içerken görseydi, büyüleyici bulacağından o kadar eminim ki; ben öyle buldum mesela.
Wes'in Michael takıntımla ve kelimelerimle alay ettiği sırada, her şeyin yanlış olduğu kafama dank etti. Beni hastaneye götüren kişi Wes'ti, burnumdaki kan akışını kesen de Wes'in tişörtüydü.
Michael olması gerekmez miydi?
51 numaranın, beyaz çizginin arkasından atış yapmasını izledim ve gülümsemek için Wes'e döndüm. Ama Wes sahayı izlemiyordu, bana bakıyordu. Daha doğrusu, midemi tuhaf hissettiren bir şekilde sırıtıyordu.