- Hücreme nasıl girdin?
- Sana söyledim ya. Yürüdüm.
- Duvarın içinden mi?
- Olur mu hiç öyle şey? Gölge duvarın içinden.
- Amber'in içinde hiç kimse Gölgeler'de yürüyemez. Amber'de Gölge yoktur ki.
Laneti belki o zaman okumuştum, belki de akkor kesilmiş miller suratıma yaklaştığında. Hatırlamıyorum. Ama biliyorum ki Eric o tahtta huzur nedir bilmeyecekti çünkü bir Amber prensinin olanca gazabıyla okuduğu lanet daima etkilidir.
En sonunda kafama sopayla vurdular, dizimin ardına vurup beni yere devirdiler ve birdenbire her şeyi silindi -bana yapışan, ne olursa olsun bir türlü bırakmak bilmeyen bir kabus dışında.
𝐊𝐚𝐲𝐛𝐞𝐭𝐦𝐢𝐬̧𝐭𝐢𝐤.
Bir refleksle, neredeyse ne yaptığımı bile bilmeden, ama işi yaptıktan sonra sebebini açıklayabileceğiniz o saliselik kararlardan biriyle sol elimi kemerime götürdüm, -kart destemi çıkardım, kaslarımla algılarım öyle çabuk tepki verdi ki- uçurumun kenarında bir anlığına asılı kalan Bleys'e doğru fırlattım.