Merhaba insanoğlu!
İncelemememe kitaptan bir alıntı ile başlamak istiyorum;
Denizler aştım,ardımda denizler bıraktım,ırmakların kaynaklarına ulaşmaya çalıştım ya da ormanlara daldım ve görmediğim kentlere yöneldim hep.Kadınlarla yatıp kalktım,heriflerle dalaştım.Asla geri dönemedim,plağın geri dönememesi gibi.Bütün bunlar beni nereye götürüyordu?Bu ana,müzikle uğuldayan aydınlık yuvarlağın içindeki bu banka.
Kitap,varoluşsal sancıyı bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.Sancılarından savurulan izler gibi her sayfa.Kitabı okurken tek beklentiniz varaolşu felsefik olarak sorgulamak üzerineyse büyük bir keyif ile okursunuz.Fakat ben mutlak sona erişmeyen sadece sorgulama üzerine kurulu romanlardan zevk almıyorum.Çünkü bu yalnızca ruhun çığlıklarını dinlemek.
Oysa insan ruhu,dünyada felsefe kafasıyla bakıldığında yapayalnız.
Bu yalnızlık zehiri insanaları doğruya ilettiğini düşünmüyorum.Bilakis çözümsüz bir edebiyat bu.
5/10 vermemein sebebi,bir zamanlar bu sancının bıraktığı bulantıyı bizzat yaşamış olmam.
Eski bir acıyı bir dost gibi selamladım.O günleri hatırladım.Tıpkı dünyaya gelen her insanaoğunun yaşadığı sorgulama gibi.Yani bulantı ile ben de tanıştım.
Bulantı demişken yazar öyle güzel ifade etmişki onu,en somut halini hissettim.
Ve bu nedenle uzattıkça uzattım okuma serüvenini.
Bulantı ile tanışmış ve onu bir anı olarak zihninin mezarlığına atmış olan bütün herkes,selamlar hepinize!
Ve bu bulantı ile ömrünü geçiren ve geçirmekde olan dostlar size ferahlık diliyorum,sancımı gideren rabbimden...