Aslında şunu fark ettim: Klasik diye adlandırdığımız geçmiş dönem eserleri bize hayatın gerçeklerini çarpıyor. Yeni nesil kurgu dediklerimiz de bizi başka bir evrenin içine çekiyor. Aradaki fark bu işte. Önceki eserler gerçekleri gösterirken yeni kurgular çekip çıkarıyor gerçek hayattan. Tabii bu da okurun ne tür sevdiğine bağlı oluyor. Ve ben gerçeklerin yüze vurulduğu eserleri okumayı daha çok seviyormuşum. Bana kendimi daha gerçek bir insan hissettiriyorlar. Bu dünyada herkes gibi sıradan -aslında herkes gibi farklı- biri gibi hissettiriyor.