Leyla

Leyla
@Gecegibibiri
Düşünmeyi, yaşamayı ve kötülükleri unutma! • •
Öğrenci
30 Temmuz
104 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Zavallı Kadın
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 16:10
Merhaba. Hâlâ incelemeye nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum. Kitaba inceleme yazıp yazmamak arasında gidip geldim itiraf ediyorum. 'Kitap hakkındaki düşüncelerimi doğru bir şekilde yazabilir miyim, hakkını verecek miyim' diye diye ikileme düştüm. Ve burdayım. Karmaşık bir anlatım olmaması için başlıklar ile inceleyeceğim. (Kesinlikle karışacak) Metnin Dış Görünüşü Bahsettiğim şey yazarın nasıl bir teknik kullandığı. Aslında tam olarak teknik mi denir bilemiyorum. Neyse. Kitabın ölen kadın olan Fikret'in mektupları olduğunu biliyordum. Kitaba başlarken direkt olarak birinci kişili anlatım görünce başta biraz şaşırdım. Tarih vs. yoktu ve 'acaba mektuplardan oluştuğunu ben mi yanlış gördüm' diye sordum kendime ama bunun cevabı uzun sürmedi. Suat, Fikret'in ablası gibi gördüğü kuzeni. Kitap da Suat'ı görmeye gelen bir arkadaşı ile başlıyor. Kitabı anlatan kişi Suat'ın arkadaşı, evet. Suat, Fikret'in başına gelenleri arkadaşına anlatıyor. Arkadaşı da bize aktarıyor. Ama bu anlatım uzun sürmüyor çünkü bahsedilen kişi Suat'ın verdiği mektupları okumaya başlıyor. Asıl kitap burda başlıyor diyebiliriz. Fikret'in mektupları aynen işleniyor kitapta. Kendi düşünceleri ve yaşadıklarını Fikret'in ağzıyla okuyoruz. İçeriği Fikret annesini çok küçükken kaybettiği için o zamandan beri melankolik biri. Belki de yazar, ilerde karakterin hüzne geçişini -ordaki karakter değişimini- yazmak istemediği için böyle bir yol seçmiştir. Kim bilir. Fikret'in kızı olunca (Nedret) kendisi ölüyor. Burda da 'Kızlar annelerinin kaderini mi yaşar?' diye düşündüm. Yazar bunu bile isteye mi böyle yazdı? Yıllardır süregelen bir anlayışı kitabına da işlemek mi istedi? Bunların cevabı bende değil Güzide Sabri AygünGüzide Sabri Aygün hanımefendide. Kendileri çoğu kadın yazar gibi geri plana atılmaya çalışılmış. Bir ara bu
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi (Ciltli)Güzide Sabri Aygün · İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,001 okunma
Reklam
Ah Homongolos sen yine kalpsizliğe kurban gittin
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 13:51
Merhabalar. Kitabın benim için ayrı bir yer edindiğini söylemek istiyorum. Sevebileceğimi biliyordum ama böylesi.. Hani bazı kitaplar olur ya kendinizi yakın hissedersiniz, karakteri çok benimsersiniz. Hah, işte Homongolos benim için öyle bir karakterdi. Kendi özelliklerimi falan bir kenara bıraktım. Sadece Homongolos'un özelliklerini düşündüm. Kitap iki bölümden oluşuyor. Sârâ'nın mektupları ve Homongolos'un ölen arkadaşı Necmet'e yazdığı mektuplar. Sârâ'nın mektupları olayı daha derinlemesine ele alıyor. Günlük gibi. Homongolos daha çok kendi duygularını yazmış. Ve Homongolos'un mektupları beni derinden sarstı. Ölü birine mektupları yazacak kadar kimsesiz kalmak... Bilmiyorum, mesela Sâra kitabın sonunda cidden onu sevseydi nasıl olurdu? Gerçi genelde trajik sonların insandaki etkisi daha derin olur. Bundan dolayı daha çok seviliyor olabilirler. Mutlu son olsaydı sever miydim bu kadar? Belki hayır ama Homongolos'un mutlu olmasını kesinlikle isterdim. Yalnız Homongolos'un trajik sonunu getirmesi acaba birini sevme duygusunu tattıktan sonra başka bir isteğinin olmaması mıydı? "Sen artık öldün oğlum, dedim, onun gözlerinde büsbütün başka bir dünyaya baktım... Artık yaşayamazsın..." diye bize önceden bir ipucu veriyor sanki. Kendi mektuplarında da Necdet'e bu konu hakkında bahsetmiş. Necdet'in sevip sevildiği bir dünyadan göçüp gittiğini, kendisinin bunu tatmayacağını.. belki de bundan dolayı sonunu getirmiştir. O sevginin sonsuz olmasını istediği için.. Necdet kim derseniz bahsedeyim: Ziya yani Homongolos'un tek arkadaşı idi. Arkadaş olmalarındaki sebep de Necdet'i kendisine benzetmesiydi. İkisi de okula ilk başladıklarında mahzun olmalarından dolayı zorbalık görmüşler. Ziya sonrasında kendiyle yaptığı bir çatışma sonrasında mahzun olmayacağını, asıl korkulması
Bir Kadın DüşmanıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20105,3bin okunma
Aforizmalar Tarzı
Puan vermedi·64 syf.··
2026 43. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 19:54
Kitap 64 sayfa olmasına rağmen okumam biraz uzun sürmüş olabilir. Aforizma tarzında bir eser. Buna rağmen okumakta zorlandım. Çoğu cümleyi iki defa falan okumuşumdur. Ki bunun nedeni yazarın anlatmak istediği şeyi tam mânâsıyla anlamak istemiş olmam. Gerçi bazı yerleri anlayamadım ama:-) Kitaptaki bazı cümleler önceden okuduğum Oscar Wilde eserlerinden aklımda kalmış. Keşke her alıntının altına kaynağı da yazsalarmış. Kitabı başta AforizmalarAforizmalar tarzında sanıyordum. Bundan kastım, varsayıyorum yazarın not defteri veya şuraya buraya karaladığı birkaç cümle, anlık düşünceler tarzı. (Bahsettiğim Aforizmalar kitabında da sadece kitaplarından alıntılar mı var bilgim yok ama bu kitapta çok fazla diğer kitaplardan alıntı vardı. Bilgisi olan varsa yardımcı olabilir mi?) Yazarın bazı konularda dalga geçer gibi bir mizacı var. Mesela tek akıllı olanın kendisi olduğunu söylediği kısımlar. Şahsi görüşüm şu ki, yazarı tanıdığım kadarıyla, ironi tarzında birkaç cümle kurmuş. Bunu söylememin sebebi de okuduğum bir incelemede yazarın bu cümlelerini böbürlenme için yazdığını vs söylemiş. Belki görmeyecek -muhtemelen- ama belirtmek isterim bu konudaki düşüncelerimi. Zaten Oscar Wilde'nin mizacı bir yazım tarzına sahip olduğunu çoğumuz biliyoruzdur. (Yazar hakkında pek araştırmam olmadı ama genel görünüm olarak böyle aklımda kalmış) Aslında Oscar Wilde ile fikirlerimizin uyuşmadığı çok yer vardı. Ama AforizmalarAforizmalar kitabında olduğu gibi bu kitapta da yer yer tebessüm ederek okuduğum yazınlar vardı. Sevmediğim kısımlar de vardı. Bunlar bence mizahi değil de gerçekten yazarın kendi düşünceleridir. Bu konuda eleştirmeye hakkım var bence. En sevmediğim kısımlardan biri sadakat konusundaki düşünceleriydi. Umarım cidden öyle düşünmüyorsunuzdur Oscar WildeOscar Wilde Şimdilik düşüncelerim bu yönde. Şöyle
Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda ParıldarOscar Wilde · Can Yayınları · 20247bin okunma
Rastlantılar ve rastlantılar
8/10
·112 syf.··
2026 38. kitabı
Bol spoi bulunmaktadır. Önceden belirtmiş olayım. Kitap 3 perdeden oluşan bir oyun(tiyatro) kitabı. Olay örgüsü ve merak uyandıran unsurlar olduğundan rahatlıkla okuyabilirsiniz. Kitapta rastlantılara epey yer verilmiş. Olayı anlatınca anlayacaksınız. Spoi olan kısma geçiyorum. Direkt olayı anlatmaya çalışacağım. John diye bir karakterimiz var ki ciddi biri olduğunu görüyoruz. Bundan dolayı kitabın ismi bu. John kardeşi olduğunu söylüyor ve adı da Ernest. Neden böyle bir şey uydurdu? Taşrada yaşıyor ama şehire sık sık gitmek için bir kardeşi olduğu yalanını söylüyor. Şehirdeki dostlarına da Ernest diye tanıtıyor kendini. Arkadaşı da A. John arkadaşının kuzeni G'ye aşık oluyor. Evlenme teklifi ettiğinde de kız "Ben adının Ernest olduğunu öğrendiğimden beri seni seviyorum. Ernest ismi ahenkli ve bu isimde biriyle evleneceğimi zaten biliyordum." vs. G'nin annesi izin vermiyor. Ama bu kadının sonradan John'un teyzesi olduğunu öğreniyoruz. Kadının ablası çocuğunu birine emanet ediyor. Kadın da kaybediyor oğlanı. Bu oğlan da John'muş ve biz bunu tesadüfen öğreniyoruz. Yani John yalan olarak kardeşi olduğunu söylemiş ama cidden bir kardeşi varmış. Ve John'un adı da gerçekten Ernest imiş! John küçükken vaftiz edilmiş. Ernest John'muş adı ama kaybolduktan sonra onu bulan kişi John koymuş adını. C John'un vaftiz kızı. John olmayan kardeşi hakkında sürekli Ernest diye bahsediyormuş. C de Ernest ismine aşık biri. Ondan dolayı olmayan kardeş Ernest'a aşık olmuş. Yani hem G hem de C olmayan Ernest'lara aşık olmuşlar. Ve A John'un kardeşi olduğu için C de gerçekten John'un kardeşini sevmiş oluyor. Bu iki kız yan yana gelince Ernest'e aşık olduklarını söylüyorlar. Sonradan olay anlaşılınca A ve John ismini Ernest yapmak istiyorlar ama John'un adının Ernest olduğunu anlaşılınca
Ciddi Olmanın ÖnemiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,646 okunma
7/10
·168 syf.··
2026 36. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 23:41
Bu kitapta bir yazardan, "Nasıl yazar olunur?" sorusunun cevaplarını arıyoruz. Öncelikle kitabın deneme veya söyleşi olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. "Bu kitap, Hemingway'in, yazarın doğası ve yaşamındaki unsurlar üzerine düşünceleri ile yazarlara yazma sanatı, çalışma alışkanlıkları ve disiplin konularında verdiği özel, faydalı öğütleri içermektedir." (Giriş kısmından alıntı) Alt başlıklar olarak incelemek istiyorum. Buyurunuz Kitap İçeriği Kitap 13 başlıktan oluşuyor (önsöz ve giriş dahil değildir). Yazara öğütler, karakterler, başlıklar, yazarın nitelikleri gibi başlıklar mevcut. Her başlığın altına da Ernest HemingwayErnest Hemingway'in çeşitli kitapları ve bazı dostlarına gönderdiği mektupların bir kısmı var. Ki bu kısımlar başlığı açıklayan, asıl konuyu bize anlatan kesitlerdir. Örnek verecek olursam Yazarın Nitelikleri başlığının altında Death in the Afternoon'dan bir kesit var: "İyi bir yazar, mümkün olduğunca, neredeyse her şeyi bilmelidir. Doğal olarak bunu yapamayacaktır. Yeterince büyük bir yazar, bilgi birikimiyle doğmuş gibidir." Bu şekilde çeşitli yazınlar var. Bu açıdan kolay okunabilir bir eser olduğunu söyleyebiliriz. Yer yer tavsiyeler, yer yer kendi yazarlık yaşamından izler görüyoruz. Kitaba 7 puan vermemin sebebi de bazı yerlerde alakasız gördüğüm alıntıların olmasıydı. Başlık ile uyuşmayan birkaç paragraf. Onun dışında beğendiğim bir kitap. Öneriler Yazar bize "mutlaka okumanız gereken eserler" diye bir yazı da göstermiş. Kitapları buraya bırakıyorum: Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) Anna KareninaAnna Karenina Madame BovaryMadame Bovary Duygusal EğitimDuygusal Eğitim BuddenbrooklarBuddenbrooklar
Yazma ÜzerineErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 2019760 okunma
Reklam