Çöktüm.
Toprak bile geri itti bedenimi,
“Sen bana bile fazlasın,” der gibi.
Karanlık, adımı ezberledi bu gece;
Ben unuttum.
Gölgeler beni sahiplenirken
dünyanın tüm kapıları yüzüme kapandı.
Çığlık atsam, sesim kendime çarpar, kırılır.
Nefes alsam, ciğerlerim karanlıkla dolar.
Düşerken öğrendim:
İnsanın en derin yarası kendi susuşudur.
Sevdiklerim…
Onlar da gömdü beni fark etmeden,
Birer avuç toprağı umut sandılar.
Ben yavaş yavaş ölürken
kimse gözlerimdeki mezarı görmedi.
Ve şimdi…
Ne gökyüzü beni ister,
ne yeryüzü.
İkisinin arasında
unutulmuş bir ceset gibiyim:
Yaşayan ama ölmüş,
ölen ama gitmemiş.
Karanlık, kulağıma son kez fısıldadı:
“Direnme.