Nerede kaldı o güzel gülüşün?
Geliyor mu, yoksa gelmek üzere mi
bu sisli ve yağmurlu havada?
Nerede kaldı gülüşün,
nerede kaldı yüzünde açan o aydınlık?
Yağmurun sesi tenindeki kokuyu hatırlatıyor,
ama rüzgâr esiyor, dağılıyor izlerin.
Nerede kaldı o koku?
Nefessiz kaldım sensiz;
kokun olmayınca, dünya eksik.
Şimdi rüzgârın her uğultusunda
adını arıyorum,
yağmurun her damlasında
ayak izlerini.
Bir gölgen kalsa yeterdi,
bir sıcaklık, bir nefes,
ama bu şehir soğuk,
sen olmayınca her yer yarım.
Belki bir gün,
bir yağmur sabahının sessizliğinde,
gülüşün yeniden düşer önüme.
Belki rüzgâr bu kez
bana seni getirir.
Ben yine de bekliyorum—
gülüşünü, kokunu, adını,
ve en çok da
bende kalan yerini.