Abdullahdenktas

Abdullahdenktas
@Gedicht
!
2 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Yıldızların Zaferi Karanlık, yenilgi değildir; bazen yalnızca görünmenin şartıdır. Işık içinde yaşarken, parlayan hiçbir şeyi fark edemez insan. Göz, aydınlığa alıştığında kaybeder uzakların ateşini. Oysa yıldızlar, karanlıkta değil, karanlık sayesinde vardır. Ve biz de bazen, en parlak yanımızı ancak gecenin ortasında buluruz
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Yandığında Anlayan Kalp” Kırılmış bir kalbin bahanesidir yalnızlık. Ama aslında ne bahane ne de kaçış… Bir tercihtir, bir savunmadır belki de. Kalp bir kez parçalanınca, artık neye inandığını değil, neye inanmaktan vazgeçtiğini sorgular. Sevgiye mi? İnsana mı? Yoksa kendine mi? Bir kere yandı mı insan, artık ateşi aramaz. Çünkü bilir ki her sıcaklık sonsuz ısıtmaz. Bazısı yakar, bazısı iz bırakır… Ve bazı acılar, geçmez — sadece sessizce eşlik eder. Üşümeyi tercih eder sonra o kalp. Çünkü soğuk dürüsttür. Sana zarar vermeyeceğini bilir. Soğuk ne yalan söyler, ne beklenti sunar. Sen sadece üşürsün… ama yanmazsın. Sevmenin bedelini ağır ödeyen biri, Bir daha kimseye borçlanmak istemez. Çünkü her “seni seviyorum”, Geleceğe yazılmış bir senet gibidir. Ve vadesi geldiğinde, Ödemesi hep kalpten tahsil edilir. Kırılan insan susar. İçine döner, kalbine sığınır.
Kim İçin, Ne Uğruna? Gündüzle gece artık bir, Ne farkı kaldı ışığın gölgede? Yaşadım diyorum, ama neye? Hangi acı tuttu elimden gizlice? Saçlarıma neden aklar düştü? Hangi söz erken çöktü yüreğime? Güldüm mü gerçekten o anlarda, Yoksa sustum mu sadece içimde? Hangi şehre, kim için gittim ben? Adını unuttum yol kenarlarında. Bir gülüşe mi kandım çok eskilerde, Yoksa sadece kaçtım mı kendimden aslında? Yıllar geçti, iz bırakmadan sanki, Ama ben kaldım o eski sorularda. Bir cevap yok, belki de hiç olmadı, Ama insan yine de sorar durmadan
1000Kitap
Gölgeler Arasında Bir soru düşer geceye ansızın: “Ben kimim, bu yol nereye varır?” Sessizlik konuşur içimizden, Bir ses kalpten gelir, o da sorar. Zaman yürür, kimseye sormadan, Ne başı bellidir, ne de sonu. Bir an olur, bin yıl gibi geçer, Bir bakışta erir tüm yorgunluğu. İnsan, anlam arar taşta, gökte, Gölgesini kovalar ardı sıra. Bir düş kurar tozlu aynalarda, Gerçekle yalan, el ele burada. Bir yol var içimizde uzayan, Ne harita var ne de bir yön. Yine de yürürüz susarak, Çünkü susmak da bazen bir çözüm. Bilmek isteriz, unutarak bazen, Her cevap yeni bir soru doğurur. Ve anlarız en sonunda belki: Yaşam, sadece hissedene konuşur.
1000Kitap
Bir Umuttur Yaşamak Bir umuttur yaşamak, Yarını bilmeden yürümek sonsuzluğa, Var sayım ile nefes almak, Kendine bile yabancı bir güvenle… Ne kadar korkutucu gelir Gözünü yeni açan bir çocuğa, Bu karmaşa, bu gürültü, bu devinim — Henüz anlamadan başlar alışmaya. Ne garip, Ne kadar alışmışız bu dünyaya… Ölümle kol kola yaşamaya, Beklentilerle sabah etmeye, Sanki her şey yolundaymış gibi Sessizce susmaya. Kendimize yalanlar öğretmişiz, Gülümsemeyi, unutmayı, Ve umutla yaşamayı — Belki de en çok, Umudu tanımadan umut etmeyi. Bir bilinmezliğin içinde Sarkacın ucunda salınırken ruhumuz, Zaman bir soruya dönüşür: “Yaşam nedir?”
Alıntı