Zenginlik bir suçtur, çünkü mülkü olanın mülkü olmayan üzerinde egemenlik kurmasını sağlar. Mülkiyetin bu sonucu, üretim araçları, toprak ve aletler sözkonusu olduğunda, özellikle belirgindir. Üretim araçlarının sahibi işçiyi sadece kendi hesabına çalışmaya zorlayabilir.
Devlet dört etki aracı sayesinde varlığını sürdürür. Bu dört araç bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. Birinci araç Devlet'in din ve yurtseverlik sayesinde birey üzerinde uyguladığı bir tür hipnozdur. Devlet kamuoyunun hileyle yanıltılmasına dayanır. İkinci araç suistimaldir. Vergiler sayesinde devlet, görevleri halkı köleleştirmek olan memurlar besler. Üçüncü araç göz korkutmadır. Devlet mutlak bir saygıya ve herkesin yüceltmesine hakkı olan kutsal bir şey gibi sunulur. Nihayet dördüncü araç zorunlu askerlik hizmetidir. Tolstoy'a göre bu araç, Devlet'in ezdiklerinin yardımıyla baskıyı sürdürmesini sağlar.
Bakunin'in anarşizminde, tek başına bireyin kendi özgürlüğünü tam anlamıyla gerçekleştirmesi değil, bütün Toplum'a evrensel bir özgürlüğü yaşatmaktır sözkonusu olan. Öyle ki bu özgürlük bireysel özgürlüğe saygılıdır, çünkü herkesin özgürce akdettiği bir sözleşmeye dayanır. Benim özgürlüğüm herkesin özgürlüğünün işlevidir. Bazılarının ezilmesinin doğal uzantısı, diğer bazılarının köleliğidir. Efendi de köleleri kadar özgürlükten yoksundur. "Ben çevremdeki bütün insanların özgürlüğünü ve insanlığını kabul ettiğim ölçüde insan ve özgür olurum." Bakunin'in anarşizmi onu, birden fazla noktada sosyalizme yakınlaştıran toplumsal gereklilikler içerir.
Devlet yabancılaşmaya içkin olan bütün kötülükleri içinde taşır. Bir yandan, yönetilenleri köleleştirir ve alçaltır. Devlet'in gücünün sadece iyiliğin hizmetinde kullanıldığını kabul edelim. Ama iyiliği zoraki benimsettirdiği için onun niteliğini değiştirir, çünkü bir emir özgürlüğün meşru bir tepkisine yolaçar. Ayrıca iyilik emirle gelirse kötülüğe dönüşür, çünkü insan vakarı iyiliği özgürce ister.