...idealizme dair dikkatli bir inceleme, idealizmden realistliği çıkarır, zira realizm maddeyi olduğu haliyle bildiğimizi söylemekten ibaret değildir. Realizm, algılarımızın bizden bağımsız olan ve algılamamıza sebebiyet veren bir gerçekliğe karşılık geldiğini, bu gerçekliğin muhtemelen algılarımıza benzememekle beraber algılarımızdaki asli ve özellikle de anlaşılır olan tarafı barındırdığını öne sürer.
Rüya gören birisi, rüyasının yansıttığı bin bir çeşit dış tesire maruz kalma kıskacındadır ve algının iyi bir şekilde örülmüş bir rüya olduğunu söylemektense, rüyaların kötü bir şekilde örülmüş bir algı olduğunu söyleyebiliriz. Dış algılarımızın düzeni bizden sadece bağımsız olmakla kalmaz, aynı zamanda bu algıların her biri bizden bağımsız bir dış tesir tarafından üretilmiş olmalıdır.
Bir farklılaşma sadece bir şeyin başka bir şey üzerindeki tesirinden doğabilir.
Bu tesiri ortadan kaldırdığınızda bir şey sonsuza kadar olduğu gibi kalır. Mesela bir geometri teoremini ele alın, eğer bunu diğer teoremlerle bir araya getirmezseniz, bu teoremden hiçbir şey elde edemezsiniz. Bir aklı ele alın, bu akıl yalnızca tesir ettiği ve tesirlerine maruz kaldığı diğer akıllarla veya cevherlerle bağıntısı olması koşuluyla gelişebilir, yani değişebilir.
İdealizm, Berkeley'e rağmen, zihnin dışında bulunan, zihinden bağımsız olan ve idealizmin görmezden gelir gibi yaptığı madde için bir yer açmaya mecburdur. Zira eğer cisimler, onlara dair olan algımızdan ayrışmaz iseler, bu algının her zaman için tüm akıllara müşterek olması, çeşitli akıllar anlaşmak için bu algıdan bahsettiklerinde bu algının her zaman mevcut olması bir mesele olarak kalır.