Mavi renkte camları olan bir gözlükle bir manzaraya bakıyorum. Bütün nesneler bana mavi renkte gözükecektir ve bu renk de nesnelere aitmiş gibi gözükecektir. Eğer mavi renkte camları olan bir gözlük taktığımı bilmesem, bu rengin bizatihi nesnelere ait olduğunu söylerdim, halbuki işin doğrusu bu renk sadece gözlüğüme aittir.
Maddi veya gayri-maddi şeyleri de akıl adını verdiğimiz bu prizma vasıtasıyla algılıyoruz...aklımız, şeyleri mülahaza ederken onları başkalaştırır ve deforme eder. Aklımıza ne kadar güvenebileceğimizi ve onu ne ölçüde tanıyabileceğimizi ancak ve ancak onun mekanizmasını inceledikten ve işleyişini öğrendikten sonra bilebiliriz.
"Ulus"u karakterize eden hakim etnik grup, diğerlerini kendi kültürel kimliği içerisinde özümseyerek eritebilir. Asimilasyon, kaynaklara erişimin hakim grup içerisine katılmaktan geçtiği düşüncesiyle azınlık (iktisadi, siyasal ve toplumsal kaynaklara erişimde dezavantajlı olma anlamında) grup tarafından gönüllüce benimsenebileceği gibi, hakim grubun dayatmalarıyla da gerçekleşebilmektedir. Bir etnik grubun kültürünün yasaklanması ve grubun hakim kültürü benimsemeye zorlanması, uç biçimiyle etnik kıyım ya da ethnocide adını alır.
Bugün dünyada beş bin kadar dil konuşuluyor. Oysa yeryüzündeki bağımsız devlet sayısı ise 200'ü geçmiyor. Şu halde, devletlerin hemen tümünde "çok-dilli", dolayısıyla da çok-etnili olduğu, bir vakıadır. Ulusal sınırları dahilinde ikinci, üçüncü... dillerin konuşulmadığı bir ülke, büyük olasılıkla yoktur; ancak bu durumla yüzleşmeye hazır olmayan pek çok devlet bulunuyor. Yeryüzü dilleri açısından en az çeşitliliği sergileyen Avrupa Kıtası'nda dahi, 48 devlet 38 dili "resmi" kabul etmesine karşın, konuşulan dil sayısı 240'tır.