Henri Bergson

Henri Bergson

Yazar
7.8/10
71 Kişi
·
214
Okunma
·
74
Beğeni
·
5963
Gösterim
Adı:
Henri Bergson
Unvan:
Fransız filozof
Doğum:
Paris, Fransa, 18 Ekim 1859
Ölüm:
Paris, Fransa, 4 Ocak 1941
Temel İlkeler: Temel eserleri arasında Essais sur les Donnees immediates de la Conscience (Bilincin Dolayımsız Verileri Üzerine Denemeler), Matiere et Memoire (Madde ve Bellek), Les Deux Sources de la Morale et de la Religion (Ahlak ve Dinin İki Kaynağı) ve L'Evolution creatrice (Yaratıcı Evrim) gibi kitaplar bulunan Bergson, Almanya'da doğup gelişmiş olan idealist felsefenin Fransa'daki temsilcisi olarak tanınır. Aynı zamanda, süreç felsefesiadı verilen felsefe türünün de en önemli temsilcilerinden olan Bergson, pozitivizmin ya da oldukça dar bir çerçeve içinde kalan bilimsel yorumların iddialarına şiddetle karşı çıkarken, insani ve tinsel değerlerin önemini vurgulamıştır. O, işte bu çerçeve içinde, 20. yüzyılda gelişen akla karşı başkaldırının önemli öncülerinden biri olmak durumundadır. Sezgiciliğin ( entüisyonizm) de kurucusudur.
Bir dans salonunda dans edenlerin aniden gülünç görünmeleri için müziğe kulaklarınızı tıkamanız yeterli olacaktır.
288 syf.
·5 günde
Hemen söylemek istiyorum ki uzun süredir böyle güzel kitap okumamıştım. Bergson her zaman açık fikirli bir filozof olmuştur bu kitap da Bergson'ın en açık dille yazdığı kitaplardan biri olmuş. Öncelikle böyle güzel bir kitap okumadım derken onu eleştirmeyeceğim anlamına gelmiyor. Çünkü Bergson'ın bu kitabında beni rahatsız eden bir bölüm var "Ahlaksal Ödev" bu fikri öyle takıntılı hale gelmiş ki açıkçası okurken biraz daraldım diyebilirim. Peki bu "Ahlaksal Ödev" ne anlatıyor ? Kitabın ilk bölümünde bu konu altında ilk önce toplumun kontrolünü konu alıyor ve yasalardan kaçınılmazlık özelliğini vurguluyor. Hatta diyor ki "Toplumsal düzeni ihlal edecek her davranış doğa karşıtı bir niteliğe bürünmektedir." bu yasaları ihlal eden insanları da canavara benzetiyor. Ve Hegel'den görmeye alışık olduğumuz toplumsal oluşumun dinsel bir içeriğe dönüştürülmesi. Bu konuda toplumsal buyruğun arkasında dinsel bir buyruğun bulunduğunu söylüyor. Ve şöyle diyor "Din şu veya bu tarzda yorumlansa da, ister öz olarak, ister rastlantısal olarak toplumsal olsa da, bir nokta kesindir, o da dinin her zaman toplumsal bir rol oynadığıdır." Sanırım kitabın bu bölümünde beni rahatsız eden kısım kendi kelimesi ile "Yaratıcı tekamül" e karşı olan tahammülsüzlüğüm olabilir. Bu bölümde son olarak değineceğim nokta Bergson'ın ahlaki kaygısı. Kaygısını dile getirirken bilincin vereceği her hükmün toplumsal ben'in vereceği hüküm olduğunu söylüyor. Bergson'a göre ahlaki kaygı da bu toplumsal ben ile bireye ait ben arasında ki ilişkilerin bozulmasından doğuyor. Bu bölüm kitabın neredeyse 4/2 sini kaplıyor ancak Ahlak, Toplum ve İnsan üzerine Freud vari söylemleri bana pek orijinal gelmediği için incelememin içine eklemek istemedim.

Ve kitabın genel olarak en etkileyici bölümleri "Statik ve Dinamik Din"
Bergson bir Yahudi. Ve mistisizmi savunan bir adam. Bu bölümü okurken Bergson'ın Paris'teki trajik ölümü aklınıza gelebiliyor. Bergson bu bölümde her türlü eleştiriyi yapıyor. Hem dine hem bilime dair bir çok noktaya eleştiriler sunuyor. Diyor ki "Dinlerin geçmişteki ve bazılarının bugünkü görünümü insan zekası açısından alçaltıcıdır." Bu kadar saçmalığa, yanlışlığa rağmen yine de insanın daha fazla sarılmaktan geri durmadığını söylüyor. Bu konuda bizlere çok geniş bir yelpaze sunuyor eski Yunan dinlerini, Yahudileri, Müslümanları ve Hristiyanları. Ve en önemlisi uygarlaşan insan ile ilkel insanın psikolojisini, inançlarını bizlere aktarıyor.

En göze çarpan iddiası ise şu; Her ne olursa olsun toplum hangi raddeye gelirse gelsin modern insanın kökeninde değişmez ilkel bir temel ahlaki yapının olduğudur. Peki bu temel ahlaki yapı nedir ? Tabi ki de Din. Çünkü diyor Bergson : İnsanın doğa karşısında ki heyecanının kökeninde din yatar. Ve din insandaki umutların ve korkuların kaynağıdır. Bu kaynak ise dinin insanda ki ahlaki yapısının yardımcısıdır. Bu satırları okurken Hegel'in Din felsefesini okuyormuş gibi hissedebiliyorsunuz kendinizi ama bir yerden sonra farklılıklar oluşmaya başlıyor. Bu farklılıkta kitabın son bölümünde ortaya çıkıyor "Mekanik ve Mistik". İncelemeyi daha fazla uzatmamak adına Bergson'ın bilimselliğe karşı savunduğu sezgiciliği ve mekanik mistik konusuna pek değinmek istemiyorum. Sadece okuyucunun son bölümü çok iyi okumasını öneriyorum.
152 syf.
·7/10
İnsan neye güler? Gülünç olan nedir? Gülmek üzerine ayrıntılı olarak düşünülmüş ve gülmenin ne olduğu hakkında yazılmış bir felsefe kitabı. Bergson, gülmeyi bize açıklarken bir o kadar da bizi düşündürüyor.
88 syf.
·Puan vermedi
Felsefeyi severim ama hiç düşünmedim diyorsanız bu kitap ufak bir başlangıç olabilir;felsefenin bilimin gölgesinde , metafiziğin ise felsefenin gölgesinde kaldığını düşünüyorsanız, bence yanılıyorsunuz. Metafizik felsefenin, felsefe ise bilimin babasıdır.Büyükbabadan başlayın, keyifli okumalar :)
88 syf.
·60 günde·Puan vermedi
* Fransız filozof Henri Bergson, felsefe ile metafizik derslerinde; bilim, uzay, zaman ve madde kavramları hakkında tanımlayıcı/tasnif edici analizlerde bulunur. Kitapta iki ana başlık bulunur. Birinci başlığında felsefe dersinden dört ders verir. Bu dersler felsefe ile bilim hakkındadır. İkinci başlığı ise üç dersten oluşan metafizik dersleridir. Sırasıyla uzay, zaman ve madde hakkında anlattığı dersleri yer almaktadır.
152 syf.
·8/10
Şu Greta Thunberg olayından sonra insanlari Henri Bergson Gülme kitabını okumaya davet ediyorum. Greta'yı "Kusurlu" bulduğunuz için gülmeye odaklandiginizdan önemli noktayı kaçırıyorsunuz. Günlük hayatta da insanlar sürekli bunu birbirine yapıyor. İnsan doğası bu şekilde, duygusuzlaşıp kibirli bir şekilde aklımızı kenara bırakıp gülmemizi istiyor. Gülme basit bir eylem değildir. En iyisi kitabı okumanız, kısa bir kitap.
130 syf.
·9/10
"tümüyle insana özgü olanın dışında komik yoktur.”

Henrı Bergson 'ın' gülme' eylemini komiğin sınırları içerisinde felsefik olarak ele aldığı kitabını keyifle okudum. Bergson, Nobel ödüllü bir yazar, araştırmacı ve filozof. Genel olarak düşündüğümde Gülme konusu üzerine yazılmış herhangi bir eser olduğunu hatırlamıyorum. Bu sebeple kitapçı gezim sırasında dikkatimi çekmiş ve raftan alıp incelediğimde ilginç bir deneyim olabileceğini düşünmüştüm. Yanılmadım. Özellikle insanın toplumsal uyumsuzluğundan doğan gülme eylemi ve yazarın bu durumla ilgili görüşleri ilgi çekiciydi. Israrla tavsiye ederim.
..
152 syf.
·13 günde·7/10
Gulmenin, komigin temeline inilmis karakter komigi durum komigi soz komigi gibi parcalara ayirip felsefi acidan incelemis. Ayni zamanda orneklerle anlatmasi hosuma gitti bazi durumlari. Kisa bi eser olmasina ragmen felsefe kitaplariyla fazla aram olmadigi icin bitirmek biraz zamanimi alsa da keyif aldim eserden. Tavsiye ederim meraklilarina
152 syf.
·Beğendi·8/10
...Eğer olaylar akışlarına hep dikkat edebilselerdi ne raslantılar ne karşılaşmalar ne dönüp dolaşıp aynı noktaya gelmeler olurdu;yaşama karşı hep dikkatli olsalardı,hem başkaları hem de kendimiz ile olan ilişkilerimizi hiç bozmasaydık,içimizde hiçbir şey hiçbir zaman yaylarla ya da iplerle devindiriliyormuş gibi görünmezdi.Komik olan şey,insanın eşyaya benzeyen bu yandır;insana özgü olayların çok özel bir türden katılığı ile tam bir mekanizmaya ,özdevinime ,nihayet cansız devinimlere öykünen bu görünüşüdür.Öyleyse bu komik yan hemen düzeltilmesi gereken bir bireysel ya da kolektif kusuru belirtiyor.Gülme işte bu düzeltmenin ta kendisidir;insanların ve olayların bir tür özel dalgınlığını ortaya çıkarıp bastıran toplumsal bir jesttir.

Komedya,Taragedya, tiyatro vs. ile ilgilenenlerin asıl okuması gereken kitaplardan biridir.
İyi Okumalar.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Gülünç olanın tanımı detaylıca yapılmış, toplum neye nasıl ve neden gülüyor derseniz cevabı verilmiş.

Ayrıca toplumdan uzaklaşan bir insanın gülemeyeceğini belirtir, toplumdan uzak insanlarda zihin karmaşıktır yani genele hitap eden güldürüde bu keyfi yaşayamayan insanlar saplantılı olabiliyor , gülünç saf akla hitap eder.

Gülmek toplumsal hizaya getirmektir der Bergson, insanın katılığı, otomatizmi karşısında bir cezadır gülmek, yani insandaki toplum dışılığı fark edip gülerler, bu gülme o insanı toplum çizgisine çekebilmek adına bir ceza.

Gülmek için duygularla bağlantıyı kesip hissizlesmeniz gerekir, toplumdan uzak karmaşık bir zihindeki gibi derinlere dalıp olaya duygusal bakarsanız olay drama dönüşür, gülemezsiniz . Hareketler duygusal olmaktan çıkarsa gülünç olabilir.

Gülmenin ardında kötümserlikle alakalı şeyler olabileceğini de söyler,

Birine sürekli gülünüyorsa onun kendini tüm çıplaklığıyla teşhir ettiğini söyler ve eğer birisinin muhakeme yeteneği yoksa bu sureklilik devam eder. Çünkü düşünen zihin kusurlarini düzeltebilir.

Kendini beğenmişlik karşısında en iyi yapabileceğiniz şeylerden biri gülmektir der.

Etrafınızda gülmeyelere bir dikkat edin, Gülünç olana neden gülemiyorlar acaba...

Unutmayın, gülmeye eşlik eden duygusuzluktur.

( gülünç dediğim, insanların yaşadığı kötü olaylar değil, tiyatro sinema vb..)

Yazarın biyografisi

Adı:
Henri Bergson
Unvan:
Fransız filozof
Doğum:
Paris, Fransa, 18 Ekim 1859
Ölüm:
Paris, Fransa, 4 Ocak 1941
Temel İlkeler: Temel eserleri arasında Essais sur les Donnees immediates de la Conscience (Bilincin Dolayımsız Verileri Üzerine Denemeler), Matiere et Memoire (Madde ve Bellek), Les Deux Sources de la Morale et de la Religion (Ahlak ve Dinin İki Kaynağı) ve L'Evolution creatrice (Yaratıcı Evrim) gibi kitaplar bulunan Bergson, Almanya'da doğup gelişmiş olan idealist felsefenin Fransa'daki temsilcisi olarak tanınır. Aynı zamanda, süreç felsefesiadı verilen felsefe türünün de en önemli temsilcilerinden olan Bergson, pozitivizmin ya da oldukça dar bir çerçeve içinde kalan bilimsel yorumların iddialarına şiddetle karşı çıkarken, insani ve tinsel değerlerin önemini vurgulamıştır. O, işte bu çerçeve içinde, 20. yüzyılda gelişen akla karşı başkaldırının önemli öncülerinden biri olmak durumundadır. Sezgiciliğin ( entüisyonizm) de kurucusudur.

Yazar istatistikleri

  • 74 okur beğendi.
  • 214 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 331 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları