“Yaratılmış bir kul iken, kibirlenip yaratıcısını unutan insan ne kötü bir insandır! Ölümlü iken, kendisini ebedi sanan kimse ne kötü kimsedir! Dünyada yolcu iken, nereden geldiğini ve nereye gideceğini unutan kul ne kütü kuldur!”
Bir kere ALLAH Teâlâ’nın ilmi ezelîdir ve hep olmuştur; insan ilmi ise sonradan
kazanılmıştır. Sonra, ALLAH Teâlâ’nın ilmi
kâinattaki bütün varlıkları, oluş ve olayları kapsar;
insan ilmi ise dar bir alanla sınırlıdır. ALLAH
Teâlâ’nın ilmi güneş ışığı gibi açık ve nettir; insan
ilmi ise gölgeli ve yarı karanlıktır. ALLAH Teâlâ’nın
ilmi zaman yönünden ebedî ve sonsuzdur. İnsan
ilmi ise kendisiyle birlikte yok olur ve çoğu zaman
yaşlanınca silinir. ALLAH Teâlâ’nın ilmi hiç
değişmez; insan ilmi ise yeni gelişmelerle birlikte
değişir. ALLAH Teâlâ’nın ilmi malum'a tâbi değil,
malumdan önce vardır; insan ilmi ise bir şey var
olduktan sonra oluşur. İnsanın şöhret konusu
olabilen diğer sıfatları da ALLAH Teâlâ’nın
sıfatlarıyla kıyaslandığı zaman ilimdeki gibi
sonuçlar ortaya çıkar.