Hastaneler bilimsel narsizmin anıtlarına; mesleki önyargıların, ilk zamanlarda modaya uygunken kullanıma girdiğinde genellikle çağdışı olmuş somut tezahürlerine dönüşmüştür.
Radikal tekel kendi kendini besler. İatrojenik tıp, nüfusun tıp sistemiyle sağlanan sosyal kontrolünün ana ekonomik etkinliğe dönüştüğü hastalıklı toplumu destekler. Pek çok insana uygun olmayan sosyal düzenlemelerin legalleştirilmesine hizmet eder. Malul kişileri uygunsuz diye etiketler ve üstüne üstlük yeni hasta kategorileri üretir.
19. yüzyıl ortalarındaki enfeksiyöz salgınlar, yerlerini raşitizm ve pellegra gibi başlıca kötü beslenme sendromlarına bıraktılar. Bunlar da bir ara en yüksek noktalarına çıkıp sönerek yerlerini çocuk hastalıklarına ve genç erkeklerde artan duodenum***** ülserlerine bıraktılar. Bunlar azaldığında modern hastalıklar öne çıktı: Koroner kalp hastalığı, amfizem, bronşit, obesite, hipertansiyon, akciğer kanseri, artrit, diyabet ve ruhsal hastalık denen şikayetler. Yoğun araştırmalara karşın, bu değişimlerin oluşma nedeni hakkında tam bir açıklama yok..