Murat

Murat
@Geronimo21
Felsefe - Psikoloji - Sosyoloji - Eğitim ... Doğa Sporları - Zeka Oyunları
Puan vermedi
Oblomov, ilk bakışta tembellik üzerine yazılmış bir roman gibi görünse de aslında insanın hayat karşısındaki kararsızlığını, alışkanlıklarının esiri oluşunu ve hayallerle gerçekler arasındaki uçurumu anlatan çok güçlü bir eserdir. Romanın yazarı Ivan Gonçarov, yalnızca bir karakter yaratmaz; aynı zamanda bir dönemin ruhunu da gözler önüne serer. Romanın başkahramanı İlya İlyiç Oblomov, günlerinin büyük bölümünü yatağında geçiren, sürekli planlar kuran ama bunları hayata geçirmeyen bir aristokrattır. Yapılması gereken işleri bilir, hatta çoğu zaman doğru olanı da görür; fakat harekete geçmek konusunda büyük bir isteksizlik içindedir. Bu nedenle Oblomov yalnızca bir karakter değil, zamanla bir kavrama dönüşmüştür. Rusçada "Oblomovluk" denilen durum, insanın düşüncelerle yaşayıp eyleme geçememesini ifade eder. Kitabı okurken insan zaman zaman Oblomov'a kızıyor. Çünkü önünde fırsatlar var, onu seven insanlar var, hayatını değiştirebilecek imkânlar var. Buna rağmen sürekli erteliyor, bekliyor ve oyalanıyor. Fakat roman ilerledikçe ona kızmaktan çok acımaya başlıyorsunuz. Çünkü aslında Oblomov kötü biri değil; aksine dürüst, temiz kalpli ve kimseye zarar vermeyen bir insan. Onun asıl sorunu, yaşamın akışına katılacak enerjiyi ve iradeyi kendinde bulamaması. Romandaki en dikkat çekici karakterlerden biri de Oblomov'un arkadaşı Andrey Stolz'dur. Stolz çalışkanlığı, hareketliliği ve hayata bağlılığı temsil eder. Oblomov ise durağanlığı ve pasifliği temsil eder. Yazar bu iki karakter üzerinden iki farklı yaşam anlayışını karşı karşıya getirir. Bir tarafta sürekli üreten ve ilerleyen insan, diğer tarafta huzur arayan ama bu huzuru giderek atalete dönüştüren insan vardır. Romanın duygusal yönünü ise Oblomov ile Olga Sergeyevna arasındaki ilişki oluşturur. Olga, Oblomov'un
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·296 syf.·
2026 4178. kitabı
Bu kitap, din ile akıl arasında bir çatışma olmadığını, aksine gerçek aklın ancak ahlâk ve maneviyatla birlikte gelişebileceğini anlatıyor. Taha Abdurrahman'a göre modern dünyada akıl çok fazla yüceltilmiş, fakat vicdan ve ahlâk geri planda bırakılmıştır. Bu nedenle insan bilgi bakımından ilerlese de anlam ve değer konusunda büyük bir boşluğa düşmüştür. Kitap yer yer ağır bir dile sahip olsa da sabırla okunduğunda oldukça ufuk açıcı fikirler sunuyor. Özellikle modernlik, seküler düşünce, ahlâk ve İslam düşüncesi üzerine düşünen okuyucular için önemli bir eser. Taha Abdurrahman sadece eleştirmekle yetinmiyor; aynı zamanda insanın manevi yönünü merkeze alan alternatif bir düşünce yolu da öneriyor. Değerlendirmem: Bu kitap bana aklın sadece düşünmekten ibaret olmadığını, insanın ahlâkı ve davranışlarıyla da şekillendiğini hatırlattı. Taha Abdurrahman'ın en güçlü yanı, modern dünyayı eleştirirken sadece sorunları göstermemesi, aynı zamanda çözüm yolları da sunması. Bazı bölümler zorlayıcı olsa da üzerinde düşünmeye değer fikirler barındırıyor. Özellikle din, ahlâk ve modern hayat arasındaki ilişkiyi sorgulayan herkesin okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Dini Amel ve Aklın YenilenmesiTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202027 okunma
Puan vermedi·526 syf.·
2026 4370. kitabı
Psikanalizin Kara Kitabı, Sigmund Freud'un ortaya koyduğu psikanalitik kuramı eleştirel bir gözle inceleyen kapsamlı bir çalışma. Birden fazla yazarın katkısıyla hazırlanan eser, psikanalizin bilimsel dayanaklarını, tarihsel gelişimini ve psikoloji üzerindeki etkilerini sorguluyor. Kitabın en dikkat çekici yönü, Freud'un görüşlerini kutsallaştırmadan ele alması. Yazarlar, psikanalizin bazı kavramlarının deneysel olarak doğrulanamadığını, Freud'un bazı vakaları seçici biçimde yorumladığını ve kuramın zamanla bilimsel psikolojinin gerisinde kaldığını öne sürüyorlar. Bu nedenle kitap, psikanalize karşı bir reddiye olmaktan çok, onu eleştirel düşünce süzgecinden geçirme çabası olarak görülebilir. Eserin dili yer yer akademik olsa da, psikolojiye ilgi duyan okurların takip edebileceği bir anlatıma sahip. Kitap boyunca yalnızca Freud değil, psikanalitik geleneğin genel yaklaşımı da mercek altına alınıyor. Bu durum okuyucuyu tek taraflı bir kabule değil, sorgulamaya davet ediyor. .. Bir düşüncenin değerini anlamanın en iyi yolu, onu yalnızca savunanları değil eleştirenleri de okumaktır.
Psikanalizin Kara KitabıCatherine Mayer · Albaraka Yayınları · 031 okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2026 4308. kitabı
Turgut Uyar'ın dili yer yer kapalı ve çağrışımlarla yüklü olsa da, şiirin duygusu oldukça samimidir. Şair okuyucuya büyük iddialar sunmaz; aksine küçük anların, sevginin ve insan olmanın değerini hatırlatır. Bu yönüyle şiir, her okumada farklı anlamlar kazanabilecek derinliktedir.
Göğe Bakma DurağıTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 202638,9bin okunma
Puan vermedi
Kemal Sayar'ın kaleme aldığı Kalbin Direnişi, modern insanın hız, tüketim ve yalnızlık arasında sıkışan ruh dünyasına odaklanan deneme türünde bir eser. Kitabın temel mesajı, insanın sadece maddi ihtiyaçlardan ibaret olmadığı; anlam, merhamet, aidiyet ve maneviyat gibi değerlerle de var olduğudur. Kemal Sayar, modern hayatın insanı sürekli daha fazlasını istemeye yönlendirdiğini, bunun ise iç huzuru azaltabildiğini anlatıyor. Bu nedenle kitap, okuyucuyu kendi iç dünyasına dönmeye ve hayatın gerçek anlamı üzerine düşünmeye davet ediyor. Yazarın dili akademik olmaktan çok samimi ve akıcıdır. Psikoloji, felsefe ve edebiyattan örnekler vererek konuları zenginleştirir. Kitapta özellikle yalnızlık, tüketim kültürü, aile bağları, dostluk, sabır ve manevi değerler üzerine dikkat çekici tespitler bulunur. "Bazen insanın en büyük direnişi, kalbini sertleştirmeden yaşayabilmesidir." Bu cümle, kitabın ruhunu özetleyen bir ifade olarak görülebilir.
Kalbin DirenişiM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20171,734 okunma