Murat

Murat
@Geronimo21
Felsefe - Psikoloji - Sosyoloji - Eğitim ... Doğa Sporları - Zeka Oyunları
Puan vermedi·416 syf.·
2025 777. kitabı
Nietzsche Ağladığında, insanın zihnine yavaş yavaş işleyen kitaplardan biri. İlk bakışta sadece felsefi bir roman gibi görünse de aslında insanın yalnızlığı, kırgınlığı, korkuları ve kendisiyle yüzleşmesi üzerine oldukça derin bir metin. Kitabı okurken bazen bir roman okuyormuş gibi, bazen de bir terapi seansının içindeymiş gibi hissediliyor. Kitabın en güçlü tarafı, Friedrich Nietzsche gibi sert, keskin ve güçlü görünen bir düşünürün iç dünyasını göstermesi. Genelde Nietzsche denince insanların aklına sadece güçlü olmak, acıyı aşmak, üstinsan gibi kavramlar geliyor. Ama kitapta onun kırılgan tarafları, yalnızlığı ve sevgiye dair açlığı da hissediliyor. Bu yönüyle karakter daha gerçek ve daha insani bir hale geliyor. Irvin D. Yalom kitabı yazarken felsefe ile psikolojiyi çok iyi harmanlamış. Özellikle insanın kendi kendine kurduğu hapishane fikri kitap boyunca hissediliyor. İnsan bazen acısından değil, o acıya yüklediği anlamdan çıkamıyor. Kitap bunu çok güçlü şekilde anlatıyor. Dili ağır değil ama düşünsel tarafı yoğun. Bazı bölümlerde durup düşünme ihtiyacı hissediliyor. Özellikle ölüm korkusu, yalnızlık, aşkın insan üzerindeki etkisi ve insanın kendisini kandırması gibi konular oldukça etkileyici işlenmiş. Kitap bir cevap verme derdinde değil; daha çok insanın içindeki karanlık tarafları görünür hale getiriyor. Romanın en güzel yanlarından biri de karakterlerin sadece fikir taşıyan kişiler olmaması. Hepsi gerçek bir ruh hali taşıyor. Özellikle doktor ile Nietzsche arasındaki konuşmalar bazen iki insanın sohbetinden çok iki farklı dünyanın çarpışması gibi hissettiriyor. Kitapta dikkat çeken başka bir şey de şu: İnsan en çok kendinden kaçıyor. Başkalarını çözmeye çalışan insan, çoğu zaman kendi yarasını görmemek için bunu yapıyor. Bu fikir kitap boyunca farklı
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·156 syf.·
2026 4368. kitabı
17. yüzyıl filozofu Baruch Spinoza tarafından kaleme alınan Aklın Islahı Üzerine, insanın doğru bilgiye nasıl ulaşabileceği ve zihnini hatalardan nasıl arındırabileceği sorusuna odaklanan kısa fakat yoğun bir metindir. Tamamlanmamış bir eser olmasına rağmen, Spinoza'nın sonraki yıllarda geliştireceği düşünce sisteminin temel taşlarını içerir. Eser, insanın çoğu zaman servet, şöhret ve haz gibi geçici amaçların peşinde koşarak gerçek mutluluğu gözden kaçırdığını ileri sürer. Spinoza'ya göre kalıcı mutluluk, dış dünyadaki değişken nesnelerde değil, aklın hakikati kavramasında bulunur. Bu nedenle kitabın temel amacı, zihnin yanlış düşünme biçimlerinden kurtularak doğru bilgiye ulaşmasının yöntemini araştırmaktır. Spinoza bilgiyi derecelere ayırır ve duyulara dayanan bilgiyi en güvenilmez bilgi türü olarak değerlendirir. Ona göre insan, yalnızca deneyimlere ve alışkanlıklara dayanarak değil, aklın zorunlu ilkeleri aracılığıyla düşünmelidir. Gerçek bilgi, nesnelerin nedenlerini ve zorunlu ilişkilerini kavramakla mümkündür. Bu yaklaşım, modern bilimsel düşüncenin gelişimine katkı sağlayan rasyonalist geleneğin önemli örneklerinden biridir. Ancak eserin bazı tartışmalı yönleri de vardır. Spinoza'nın duyusal bilgilere karşı mesafeli tavrı, günümüz bilim anlayışı açısından eleştirilebilir. Modern bilim, gözlem ve deney olmaksızın yalnızca akılla kesin bilgiye ulaşılamayacağını göstermiştir.İnsan aklı çoğu zaman tarafsız değil; kültürel, duygusal ve sosyal etkenlerle şekillenen bir yapıya sahiptir. Bununla birlikte eserin en güçlü tarafı, eleştirel düşünmeye yaptığı vurgudur. Spinoza, bireyin hazır kabulleri sorgulamasını, düşüncelerinin kaynaklarını araştırmasını ve zihinsel özgürlüğe ulaşmasını öğütler. Bu yönüyle kitap yalnızca felsefi bir metin değil, aynı zamanda düşünme
Aklın Islahı Üzerine Bir İncelemeBaruch Spinoza · Alfa Yayınları · 2022842 okunma
Puan vermedi·143 syf.·
2025 65. kitabı
Jung'a göre insan zihni yalnızca kişisel deneyimlerden oluşmaz. Her insanın bilinçdışında, insanlık tarihinin ortak psikolojik mirası olan bir kolektif bilinçdışı bulunur. Bu alanda, kültürden kültüre tekrar eden evrensel kalıplar yani arketipler yer alır. Kitapta Ele Alınan Dört Arketip Anne Arketipi: Koruma, besleme, şefkat ve doğurganlık sembolüdür. Anne figürü, toprak, mağara, ev veya doğa gibi sembollerle temsil edilebilir. Hem olumlu (koruyucu) hem olumsuz (boğucu, yutucu) yönleri vardır. Yeniden Doğuş (Rebirth) Arketipi: Ölümden sonra diriliş, dönüşüm ve ruhsal yenilenme temalarını içerir. Mitlerdeki kahraman yolculukları ve dini anlatılardaki yeniden doğuş motifleri bu arketiple ilişkilendirilir. Tin/Ruh (Spirit) Arketipi: Bilgelik, rehberlik ve yüksek anlam arayışını temsil eder. Yaşlı bilge adam, mürşit, filozof veya öğretmen figürlerinde ortaya çıkabilir. Hilebaz (Trickster) Arketipi: Kuralları bozan, düzeni altüst eden, kaos yaratan ama aynı zamanda dönüşümü başlatan figürdür. Mitolojilerdeki kurnaz karakterlerde ve halk hikâyelerindeki düzen bozucularda görülür.
Dört ArketipCarl Gustav Jung · Metis Yayınları · 20262,680 okunma
Puan vermedi·166 syf.·
2026 3376. kitabı
Berger’in temel iddiası şudur: İnsan sadece bakmaz; öğrendiği, yetiştiği ve içinde yaşadığı kültür üzerinden “görür”. Yani görme biçimimiz tarafsız değildir. Kitap özellikle şu konular üzerinde durur: Sanat eserlerinin anlamı zamanla değişir. Fotoğraf ve medya, sanat eserlerini bağlamından koparmıştır. Klasik yağlı boya resimleri çoğu zaman zenginlik ve mülkiyet gösterisidir. Kadın bedeni sanat tarihinde çoğunlukla “erkek bakışı” ile temsil edilmiştir. Reklamlar modern dünyanın yeni görsel ideolojisini oluşturur. Berger’in en dikkat çekici tarafı, sanat tarihini yalnızca estetik üzerinden değil; iktidar, sınıf, kapitalizm ve cinsiyet ilişkileri üzerinden de okumasıdır. Bu yüzden kitap sadece sanatla ilgili değil, aynı zamanda modern toplumun insan zihnini nasıl şekillendirdiğine dair de güçlü bir eleştiri sunar. Özellikle şu fikir kitabın merkezindedir: “Bakmak” ile “görmek” aynı şey değildir. İnsan çoğu zaman kendisine öğretilen şekilde görür. Dil olarak akademik değildir; sade ama düşünsel yoğunluğu yüksek bir anlatımı vardır. Ancak bazı bölümlerde Marksist yaklaşım belirgin hissedilir. Bu durum kimileri için ufuk açıcı, kimileri için ise tek taraflı bulunabilir. Bugün sosyal medya, reklam kültürü, estetik algısı ve dijital görüntü bombardımanı düşünüldüğünde, “Görme Biçimleri” hâlâ güncelliğini koruyan ve insanın kendi bakışını sorgulamasını sağlayan önemli bir eser olarak görülür.
Görme BiçimleriJohn Berger · Metis Yayıncılık · 20207,6bin okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2025 361. kitabı
Kitapta aşk, yalnızlık, merhamet, insanın iç kırgınlıkları ve modern hayatın ruhsuzluğu gibi temalar öne çıkar. Nurullah Genç’in şiirlerinde belirgin olan şey; klasik Türk şiirinin duyarlılığı ile modern insanın iç dünyasını birleştirmesidir. “Çiçekler Üşümesin” ismi bile başlı başına sembolik bir anlam taşır: burada çiçek, çoğu zaman insanın saf kalan tarafını, sevgiyi, vicdanı ya da kırılgan ruhunu temsil eder. “Üşümek” ise sevgisizlik, ihmal ve manevi yalnızlık anlamına gelir.
Çiçekler ÜşümesinNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20201,538 okunma