Dört Arketip

7,6/10  (8 Oy) · 
35 okunma  · 
7 beğeni  · 
1.044 gösterim
Tıp ve psikiyatri kökenli bir ruh çözümlemecisi olan Jung'un, psikolojik tiplemeler, kompleksler teorisi ve sözcük çağrışım testi gibi özgün bilimsel katkıları günümüz psikolojisi ve psikiyatrisi içinde hâlâ yerini korumaktadır. Bunun ötesinde, bugün Jung'u bir ekol olarak anmamızın nedeni, bütün insan bilimlerine yansıyan türev ve etkileriyle "simge" alanındaki çalışmaları, ve kişisel ya da kolektif bilinçdışının dinamiklerini ve görüngelerini irdeleyen yapıtlarıdır. Jung düşüncesinin antropolojiden teoloji ve felsefeye, etnolojiden sosyolojiye çok geniş bir alanda kalıcı izleri vardır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    143
  • ISBN:
    9789753424141
  • Orijinal Adı:
    Die Archetypen Und Das Kollektive Unbewusste
  • Çeviri:
    Zehra Aksu Yılmazer
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Zehraca 
31 Ağu 22:51 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Kitabı incelemeye bir serzenişle başlamak istiyorum. Bu ülkede yapılan her iş yarım yamalak olmak zorunda mı, her iş kusurlu yapılacak diye yazılı olmayan bir kural var da biz mi bilmiyoruz. Yediğimiz gıdadan giydiğimiz kıyafete, verdiğimiz oydan yaptığımız yardıma kadar her konuda kuşku içinde olmak; kafamızın bir köşesinde hep bir acaba bulundurmak; herkese ve her şeye karşı hep bir güvensizlik içinde olmak zorunda mıyız? Bütün bu olumsuzluklardan kaçıp sığındığımız kitap dünyasında bile yayın evleri peşinen güvenmenin acısını bizden çıkarmak zorundalar mı? Merak ettiğimiz bir kitabı bile saatlerce araştırıp, soruşturmadan tereddüt etmeden alamıyoruz. '' Güven '' duygusu ülke sınırları içinde bir ütopyaya dönüşmüş. Neden bu kadar doldun bacım derseniz: Efenim bu kitabın orijinali 400 küsur sayfa iken, metis yayınları bunu kırpa kırpa 143 sayfa olarak basmış. Hani sırf basmış olmak için basmış diyebiliriz. Sanırım ilgilerini çektiği için; Anne arketipi ve Kur'an'dan bir surenin tefsir edildiği kısmı çevirmişler, geriye kalan kısımlar da hoşlarına gitmediği için ' at çöpe gitsin, ülke insanı bu kısımları okuyup da ne yapacak ki ' demişler zatı muhteremler. Kitabın birkaç seçme makale haricinde tamamının çevrildiği orjinal baskısı yok maalesef. Velhasıl ya hakkını vererek yapsaydınız bunu, ya da bıraksaydınız o da eksik kalsaydı. Sırf yapılmış olmak için yapılan işleri sevmiyorum, rahatsız oluyorum baştan savma yapılan şeyleri. Oh be rahatladım, içimi yeterince döktüğüme göre kitabın yarım yamalak da olsa içeriğine geçebilirim.

Öncelikle ' arketip ' kavramının ne olduğunu tanımlamakla başlayalım. Tarihte ilk defa Platon tarafından kullanılsa da, psikolojide ilk defa Jung tarafından kullanılan bu kavram, Fransızca bir kelime olup, ( archétype ) ilk örnek, asıl numune anlamına gelmekte. Kalıp, şablon, ilktip şeklinde ifade edilen arketipler gerçekte insan kültürünü oluşturan yapıtaşlarıdır. İnsanlar uzun dönemler boyunca karşılaştığı benzer olayları bir süre sonra belli davranış kalıplarına oturtmuş ve bu kalıpları kuşaklar boyunca aktarmaya başlamıştır. Nesilden nesile yapılan bu aktarımlar sayesinde ise bireyin anne, baba, erkek, kadın gibi rolleri ve geçimini sağlamak, eş ve arkadaş bulmak, yolculuğa çıkmak vb. arketip denilen şablonlar ortaya çıkmıştır.
Toparlarsak arketipler; bir döngü içinde tekrar eden insan tecrübelerinin birer kalıba dönüşüp kolektif bilinçdışında nesilden nesle aktarılmasıyla oluşmuş kişilik kalıplarıdır.

Arketipler doğuştan gelir ve evrenseldir. Kişilerin psikolojik gelişimlerini etkilediği gibi, toplumsal bilinçaltını da etkilemektedir. Jung’a göre çok sayıda ve çeşitte arketipler bulunmaktadır. Bunlardan birkaçı şu şekilde:

Animus – Bu arketip kadınlarda bulunan evrensel ve bilinçdışından gelen erkeksiliği ifade etmektedir.

Anima – Bu arketip ise erkeklerde bulunan evrensel ve bilinçdışından gelen kadınsılığı ifade etmektedir.

Persona – Dış dünyaya uyum sağlamak için taktığımız toplumsal açıdan kabul edilebilir benlik ‘maskesi.’

Magna Mater – Sevginin, besleyici annenin Latin mitolojisindeki Büyük Anne’den gelen evrensel arketipidir.

Gölge – İnsan doğasının görülmeyen ve öfkeyi barındıran tarafını ifade eden arketiptir.

Günümüzde bazı psikologlar arketip kavramının hiçbir zaman kanıtlanamayacağını çünkü bilimdışı olduklarını savunsa da Jung, arketiplerin herhangi bir dış etkenden bağımsız olarak kendiliğinden yeniden ortaya çıkabileceklerini göstermiştir. Kendi ifadesi ile; '' Arketiplerin var olduğuna dair her tür kanıttan yoksun olsaydık, tüm akıllı insanlar böyle bir şeyin olamayacağı konusunda bizi ikna etseydiler bile, en yüce ve doğal değerlerimizin bilinçdışına gömülmemesi için arketipleri icat etmemiz gerekirdi. Zira bunlar bilinçdışında kaybolduğunda, ilk deneyimlerin tüm gücü de yok olur. ''

Kitaba ismini veren dört arketip sırasıyla; anne, yeniden doğuş, ruh ve hilebaz arketipleri. Bu dört arketip kitapta ayrı ayrı kısımlarda analiz edilmiş. İlk kısımda anne kompleksinin temelini oluşturan anne arketipini ve hastaların rüyalarındaki simgeler ve mitolojik ifadeler yardımıyla, bu arketipin kadın ve erkek üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini açıklıyor. İkinci kısımda yeniden doğuşun çeşitli biçimleri kısaca anlatılırken, bunların farklı psikolojik yönleri de analiz edilmiş. Bu bölümde ilgi çekici kısım ise Jung'ın Kur'an'dan Kehf suresini ve bu surede geçen Zülkarneyn'in kim olabileceği ile ilgili yapmış olduğu analizler.

Üçüncü kısım olan “ Masallarda Ruhun Fenomenolojisi Üzerine ” kısmında ise ruhun düşlerde kendini göstermesi, farklı kültürlerin masallarından örnekler, bilinçdışının bilinçaltı diye adlandırılmasının yanlışlığı ve nasyonal sosyalizm ve totaliter rejimlerin eleştirilmesi gibi geniş konular işlenmiş.

Son kısımda ise hilebaz ( trickster ) arketipi işlenmiş. Hilebaz, ortak gölge figürüdür, kişinin düşük karakter özelliklerini belirten bir toplamdır.

Metis yayınlarının kitap üzerinde yaptığı keyfi kıyımlardan geriye kalanlar bunlar. Anladığım ölçüde anlatmaya, kitap ve içeriği hakkında öğrendiğim bilgileri paylaşmaya çalıştım. Umarım okuyana bir faydası olur ve yine umarım en kısa zamanda bir yayınevi elini taşın altına koyup, kitabın adam akıllı bir çevirisini biz meraklılarına sunar. Keyifli okumalar :)

Ertan YAVUZ 
 12 Eyl 17:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Carl GUSTAV JANG yaptığı çalışmalar ve kendi içsel yolcuguyla (kırmızı kitap)ulaştığı kollektif bilinç analizini Doğu mistisizmi, Hristiyan mitleri ile harmanlayıp bulduğu arketipler(anima, animus, gölge,persona,bilgin)gibi çeşitli alanlarda ve zamanlarda kullanılan tipoloji maskeleridır.
Jang'a göre evrensel bilinç içerisinde mevcut bilincimiz dışında kullandığımız ortak bir ata bilinç vardık ki bu bilgin ya da magna mater (büyük anne)arketipidir. Yine değişik koşullarda anima (kadın )animus (erkek)kullanılan arketipler vardır.Arketip ilk örnek anlamına gelir. Yani mevcut durumun en özel hali..
Hollywood filmlerinde sık sık kullanılan arketip gökten gelen kurtarıcı olarak karşımıza çıkar
Bunun dışında korkularımızı tetikleyen gölge arketipi vardır ki o da genel olarak ortaya çıkmasından korktuğumuz batıl ya da bizleri esir alan fobi ve bastırılmış bilinç altı yansımalardır.
İşte böyle ...
Yazılır da yazılır
Kimine göre böyle bir şey doğru değil kimine göre ise böyledir.
Ama sabit benlikler söz konusu olduğunda hiçte yabana atılır bir konu değil hani

tori 
07 Eyl 19:00 · Kitabı okudu · 5 günde · 6/10 puan

Çevirisi berbat elimde sündükçe sünen bir kitap oldu. Kendi alanımın kitabı olmasına rağmen sıkıntıyla ilerledim. Kitap bitmek bilmedi. Kitabın her yerinden kırpıştırmışlar.

Kitaptan 17 Alıntı

tori 
03 Eyl 20:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

"İnsanlık korku ve nefretle donanarak muazzam bir suç işlemeye hazırlanıyor. Öyle durumlar ortaya çıkabilir ki, örneğin HİDROJEN bombası kullanmak zorunda kalınabilir ve haklı bir özsavunma için, hafsalanın alamayacağı kadar korkunç bir eylem kaçınılmaz hale gelebilir."

Dört Arketip, Carl Gustav JungDört Arketip, Carl Gustav Jung
tori 
04 Eyl 13:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

"Topluluk insana, yalnızken kolayca yitirebileceği bir cesaret, metanet ve asalet verebilir."

Dört Arketip, Carl Gustav JungDört Arketip, Carl Gustav Jung

"Gölgeye bilincin yansımasıyla, karanlıkta kalan, aydınlığa alınır. Daha ileri aşamada cinsiyetler arası ötekiliğin de çözümleneceği ve aşılacağı bir karşılaşma belirleyicidir. Erkek, bilinçdışında bütünleyici öge olarak yer alan dişi imgesi (anima) ile tanışır.
Bu çift cinsellik biyolojik bir gerçektir. Her kadın içinde, o ya da bu erkeğe ait olmayan sonsuz bir erkek imgesi taşır. Bu imge özünde bilinçdışıdır ve kadının organik sistemindeki asıl erkek biçiminin, yani bir arketipin kalıtımsal bir ögesidir.
Bu asıl resim, erkekliğin tüm atasal deneyimlerinin ve o güne dek erkekliğin bıraktığı izlerin bir birikiminden oluşur. İmge bilinçdışı olduğu için sevilene bilinçsizce yansıtılır. Tutku ya da nefrete neden olan budur."

Dört Arketip, Carl Gustav JungDört Arketip, Carl Gustav Jung

Tüm düşüncelerim,güneşin çevresinde dolaşan gezegenler gibi Tanrı'yı merkez alıyor. Bu çekim gücünü yadsırsam en büyük günahı işlemiş olurdum.

Dört Arketip, Carl Gustav JungDört Arketip, Carl Gustav Jung

duygu olmadan karanlığın aydınlığa, ataletin harekete dönüşmesi imkânsızdır.

Dört Arketip, Carl Gustav Jung (Sayfa 42)Dört Arketip, Carl Gustav Jung (Sayfa 42)
Rukiye 
06 May 23:46 · Kitabı okuyor

"Bilindiği gibi, bir kompleksin gerçekten üstesinden gelinebilmesi, o kompleksin sonuna kadar yaşanmasıyla olur. Kompleksimiz yüzünden uzak durduğumuz şeyin ötesine geçebilmek istiyorsak, onu son damlasına kadar içmemiz gerekir."

Dört Arketip, Carl Gustav JungDört Arketip, Carl Gustav Jung
Rukiye 
07 May 12:02 · Kitabı okuyor

"Bir fikrin olması için karşıtının da olması gerekir. Taban tabana zıt olmalarına rağmen, hatta tam da bu yüzden, biri olmadan diğeri de olmaz. Aynen klasik Çin felsefesinde ifade edildiği gibidir: yang (aydınlık, sıcak, kuru ve eril ilke) yin'in (karanlık, soğuk, nemli ve dişi ilke) tohumunu kendi içinde barındırır, aynı şey diğeri için de geçerlidir. Buna göre, maddede ruhun tohumu, ruhta da maddenin tohumu vardır. "

Dört Arketip, Carl Gustav JungDört Arketip, Carl Gustav Jung

önemli olan, bilinç dışı malzemeye kişilikler yükleyerek kendini ondan ayırabilmek ve aynı zamanda, onların bilinçle bağlantı kurmalarını sağlamaktır. güçlerini yok etmenin yöntemi budur. bir oranda bağımsızlıkları ve kendilerine özgü kimlikleri olduğu için, onlara kimlik vermek çok zor değildir. bağımsızlıklarını kabullenmek de başlı başına bir iştir ama bilinç dışının kendini böyle ortaya koyması , bizim, onu en iyi biçimde yönetebilmemizi de sağlar.

Dört Arketip, Carl Gustav Jung (Sayfa 15)Dört Arketip, Carl Gustav Jung (Sayfa 15)
2 /