Karmaşık psikolojimizin kavramları aslında entelektüel tanımlar değil, her ne kadar betimlenebilseler de, bunları yaşamayan için ölü ve muğlak olan belirli deneyim alanlarına ilişkin ifadelerdir. Benim gördüğüm kadarıyla, insanlar "gölge" yerine, kulağa "bilimsel" gelen Latince ya da Yunanca bir sözcük kullanılmasını tercih etseler de, bu kavramla neyin kastedildiğini genellikle çok zorlanmadan anlıyorlar. Buna karşın anima kavramının anlaşılması konusunda daha büyük zorluklar yaşanıyor. Gerçi edebiyatta ya da film yıldızı olarak karşılaşılan anima kolayca kabul edilir ama onun yaşamdaki rolünün bilincine varılması gerektiğinde hiç mi hiç anlaşılmaz, çünkü erkeğin asla üstesinden gelemediği her şeyi temsil ettiği için asla kurcalanmaması gereken sürekli bir duygusallık durumunda kalakalmıştır. Bu noktada görülen bilinçsizlik, en hafif ifadeyle şaşırtıcıdır. Bu nedenle de, kendi dişiliğinden korkan bir erkeğe "anima" kavramıyla neyin kastedildiğini anlatmak neredeyse imkansızdır.