Ortega y Gasset, "İnsanların çoğu olmayı beklediği o kendi kendisine durmadan ihanet eder; aslına bakarsanız, kişisel bireyselliğimiz asla tümüyle gerçekleşmeyen bir kişi, heveslendirici bir ütopya, her briimizin gönlünün en derininde saklı tuttuğu bir gizli efsanedir," diyor. Kişi olmaklığımız, "henüz burada olmayan" mutlak değerlere yöneldiği oranda sahihliğini kazanır. İçimizde serpilmeyi bekleyen anlam çiçeğine mütemadiyen su vermek gerekir. Bir işkenceci de yaptığı işe karşı ahlaken duyarsız ve dolayısıyla kendisinden memnun olabilir. insanlk tarihinin en büyük cürümleri isyandan değil kötü emre itaatten çıkmıştır. İşkencecinin memnuniyetini bir iyi yaşam kipi sayamayız, çünkü toplumsal kurallar ve maşeri vicdanı kanatması açısından kendinden memnuniyet, burada açık bir çelişki ve bir utançtır.
Sonra derler ki bir gurbet daha var, adı duygusal yalnızlık. Kendi duygularımdan çok uzaklara gittiğimde olur. Seviniyor muyum, üzülüyor muyum, âşık mıyım, bir derdim mi var, hiç bilmiyorum. İnsan kendinin gurbetine çıktığında, işte orası en koyu yalnızlıktır. Kalbimi okumayı unutursam eğer, bir el bana değsin ve harfleri yüzüme tutsun isterim. Hecelemeyi yeni söken bir çocukmuşum gibi, otursun biri yanımda ve bana okumayı öğretsin. Bak bu kalp atışı aşkın alametidir.
Bak bu özlem, yurt ağrısı olarak okunur. Yurdundan ayrı düşen ağrır. Böyle tek tek öğretsin bana kelimeleri. Yüzleri okumayı öğretsin, kâinata bakmayı...