Japon yemeklerinin yemek için değil, bakmak için yapıldığı söylenir. Fakat ben bu deyişi daha da ileri taşıyarak bakmaktan da öte, derin düşüncelere dalmak için yapıldıklarını öne süreceğim.
Kâğıdı bildiğim kadarıyla Çinliler icat etti. Gündelik kullanımlar dışında Batı kâğıdı hiçbir şey ifade etmezken Çin veya Japon kâğıdının dokusunu gördüğümüzde bir nevi sıcaklık hisseder ve dinginleşiriz. Hepsinin rengi beyaz gibi görünse de Batı kâğıdının beyazlığı ile Japon ya da Çin kâğıdının beyazlığı farklıdır. Batı kâğıdının dokusu ışığı yansıtırken, Japon kâğıdıyla Çin kâğıdı tıpkı ilk kar yağışının nahif dış yüzeyi gibi usulca ışığı içeri sızdırır. Ayrıca dokuları uysaldır, buruştursanız da katlasanız da ses çıkarmaz. Bu, bir ağacın yaprağına dokunmaya benzer; sessiz ve yumuşak.
İster elektrikli aydınlatma, ister ısıtıcı, ister tuvalet olsun, modern hayatın kolaylıklarından faydalanmaya karşı değilim. Yalnız, neden biraz daha alışkanlarımıza ve zevklerimize saygı duyularak, onlara uyum sağlayacak şekilde tasarlanmıyorlar ki?