Cuniçiro Tanizaki

Cuniçiro Tanizaki

Yazar
7.3/10
371 Kişi
·
857
Okunma
·
42
Beğeni
·
2544
Gösterim
Adı:
Cuniçiro Tanizaki
Tam adı:
Jun'ichiro Tanizaki
Unvan:
Yazar
Doğum:
Tokyo, 1886
Ölüm:
Yugavara, 1965
Cuniçiro Tanizaki, 1886’da Tokyo’da doğdu. İlk öykülerinde Edgar Allan Poe ve Fransız Dekadanlarından etkilendi. Tokyo’dan daha tutucu bir bölge olan Osaka’ya yerleştikten sonra geleneksel Japon güzellik ideallerini araştırmaya yöneldi. En iyi romanlarından Bazıları Isırgan Sever (1929). Kendi değerlerindeki değişimi yansıtıyor, geleneklere bağlı Osakalı bir ailenin öyküsünü anlatıyordu. 1932’de, klasik Japon edebiyatının başyapıtlarından Genci’nin Öyküsü’nü çağdaş Japonca’ya çevirmeye başladı. Bu yapıtın Tanizaki’nin üslubu üstünde büyük etkisi oldu. 1940’larda yayınlanan Hafif Kar Yağışı adlı romanında, çağdaş dünyanın geleneksel topluma yönelik saldırılarını klasik Japon edebiyatına özgü bir üslupla anlattı. 1956’da Anahtar, 1961’de Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi adlı romanları yayınlandı. Yedi Japon Masalı adlı bir öykü kitabı ve Kaptan Şigemoto’nun Annesi adlı bir uzun öyküsü de bulunan Tanizaki, 1965’te Yugavara kentinde öldü.
insanlara içimden geçenleri söylemeyi pek sevmediğimden, kendi kendime bir şeyler anlatabilmek için günlük tutmaya başlamıştım.
Yaşlandıkça her şeyin geçmişte daha iyi olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Bir yüzyıl önceki yaşlılar iki yüzyıl geri gitmek isterlerken iki yüzyıl öncekiler de üç yüzyıl geri gitmek istiyorlardı. İnsanların memnun olduğu bir çağ olmadı.
Eskimeyenin karşısında bir tür korku duymadınız mı hiç; zamanın geçtiğine dair bilincinizi kaybedeceğiniz, sayısız yılların geçeceği ve kendinize geldiğinizde kendinizi yaşlanmış ve saçlarınızı beyazlamış bulacağınız korkusunu?
160 syf.
·1/10
Tanizaki Jun'ichiro "Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi" romanı güzel, daha önce İngilizce çevirisini okumuştum. Fakat 2019'daki Can Yayınlarından çıkan yeni baskısında aynı tadı bulamadım. Neden böyle olmuş tam da anlayamadım.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Galiba hayatımda karşılaştığım en ilginç hikâye kitabını okudum. Cuniçiro Tanizaki'nin 1933'de yazdığı bu eserin bu kadar şaşırtıcı olabilmesini neye bağlamak gerekir, gerçekten bilmiyorum. Çevirmen Oğuz Baykara, Sunuş yazısında Tanizaki için "gelmiş geçmiş bütün Japon yazarlar arasında edebiyatı "ölüm"den ve "öğretiler"den bağımsız olarak beş duyuyla kavrayan tek yazar" şeklinde bahsediyor. Ben de bu ilginç yazar hakkında bu sunuştan bilgiler vereyim:

Tanizaki 55 yıl boyunca yazmış, geriye 28 ciltte toplanan roman, öykü, deneme, makale ve şiirler bırakmış. Tanizaki yazı yazmaktan sağ kolu felç olduğu zaman bile yazmaya devam etmiş, hatta yazamadığı zamanlar romanları sözlü olarak yazdırmış. Yazarın edebiyat hayatı kabaca ikiye ayrılıyor; batıya duyduğu derin hayranlık ve ardından Japon kültürüne yönelik sadakat dönemi. Bu kitabın da dahil olduğu ilk dönem eserlerinde sapık, şeytani cinsel duyguları işlediği düşünülüyor; ancak Baykara yine beş duyunun altını çizerek aslında yazarın insanı insan yapan bütün erdem ve kusurları hiç birşeyi inkâr etmeden paylaştığını söylüyor.

Kitaptaki beş hikâye de birbirinden ilginç. İlk hikâyede "müşteri"lerine eziyet etmekten hoşlanan bir dövme sanatçısını okurken, "Kirin "adlı ikinci hikâyede Konfüçyüs'ün "isterdim insanoğlu aklı mantığı bile/ ama serde kadın var, mantık bile nafile" sözlerinin bir anlamda hikâyesi anlatılıyor. Kitapta en sevdiğim öykü olan "Çocuklar" gerçekten irkiltici bir çocuk oyunları hikâyesi. Bir hikâye kitabının içerisine roman sığabilir mi, böyle birşey mümkün mü derseniz, kitaba adını da veren "Sazende Şunkin" kesinlikle bunu başarıyor: burada Şunkin adında bir kadın müzik hocasının ve onun hem sevdiği hem de öğrencisi olan Sasuke'nin hayatını öğreniyor, ve bu hikâye - roman sürerken hem anlatıcımızın yönlendirmeleriyle karakterlerimizi tanıyor, hem de anlatıcımızla beraber Şunkin'in Yaşamöyküsü adlı biyografiden bölümler okuyoruz; böylece biz de iç içe geçmiş iki biyografi okuyoruz aslında. Son hikâyemiz "Ağzının Tadını Bilenler Kulübü" ise hakikaten şok edici bir final olarak sona erdiriyor kitabı: bu sefer tek dertleri sürekli en güzel yemekleri yemek olan beş kişilik Ağzının Tadını Bilenler Kulübünün başkanının bir gecelik inanılmaz Çin yemeği keşfini okuyoruz...burada çevirmen Baykara'nın yazardan neden beş duyuyla hissettiklerini anlatan bir yazar olarak söz ettiğini daha iyi anlıyoruz...gerçekten şaşırtıcı, çok ilginç bir hikâye.

Neredeyse bütün hikâyelere yayılan sadistçe davranışlar; karşındakine boyun eğdirme, ona eziyet etme, kendisine yapılan eziyete tahammül gösterme ve giderek onu benimseyerek sevme gibi temaların hepsi yazarın cinselliğe odaklanmış ilk dönem hikâyelerinin bir örneği olmalı. "Çocuklar " adlı hikâyede bana göre en güzel örneğini görüyoruz bu temanın; yazar bu heyecanlı, ilginç çocukları ve onların acımasızlıklarını bu acımasızlıktan haz alma, onu sanata dönüştürme ya da bir sanat eserinden alınan lezzete benzer bir şekilde deneyimleme tarzında sunuyor bize, bunu sadece bu hikâyede değil, kitaptaki diğer hikâyelerde de yapıyor, zaten Sazende Şunkin adlı öykü aslında tamamen bu eziyeti, eziyeti sevmeyi, hissedilen tutku uğruna herşeyden vazgeçebilmeyi anlatıyor; bütün hikâyeler tutku nesneleri değişse bile hislerin herşey demek olduğu bir dünya resmediyor bize: burada hislerin ve tutkuların bedelleri var; ama itiraz etmek, karşı çıkmak yasak...

Sazende Şunkin'i edebiyat seven herkese öneriyorum.
104 syf.
·3 günde·7/10
Kitabın adı gibi bir adam, bir kedi ve iki kadını anlatan bu öykü, gündelik hayatımızda hergün yaşadığımız tüm o monotonluğun aslında bizi nasıl şekillendirdiğini görmemizi sağlıyor. Başlarda biraz ağır ilerlese de konusu geçen aileye iyice alışıp evin içerisinde dolaşmaya başladıkça nasıl bittiğini anlayamıyorsun. Öykünün bitişi açıkçası beni hiç tatmin etmese de genel olarak başarılıydı.
224 syf.
·3 günde·8/10
"... insanlar sahip olduklarıyla mutlu olmasını bilmiyorlar aksine mutsuz oluyorlar."

Haruki Murakami'den sonra Japon yazarlarına karşı bir önyargı içersine girmiştim, bu yazar o önyargılarımı yıktı. İlginç, insanı sarsan öykülere sahip ancak neden bu kadar az tanınmış bir yazar, anlayamadım...

Kitaptan bahsedecek olursak içerisinde beş tane hikâye var.
1. Dövme
2. Kirin
3. Çocuklar
4. Sazende Şunkin
5. Ağzının Tadını Bilenler Kulübü

Aralarından en beğendiğim 'Sazende Şunkin' hikayesi oldu. Şunkin, yetenekli ve bir o kadar güzel olan bir müzisyen. Ancak gözlerini küçük yaşta kaybediyor ve derin bir karanlık içerisine gömülüyor. Bu durum onu durdurmak yerine müzikte ilerlemesine sebep olan etkenlerden birisi. Bu garip kadının güçlü duruşuna saygı duyarken, öğrencilere ve Sasuke'ye davranışını okudukça sinirlerim tepeme çıktı. Bir insan nasıl bu kadar gaddar ve duygusuz olabilir? Ayrıca daha ne kadar bencil olabilir dedikçe Şunkin beni şaşırtmaya devam etti. Hikayede ki diğer ilginç karakter Sasuke... Bir adam bir kadını ancak bu kadar sevebilir ve saygı duyabilir. Şunkin için gözlerini kör eden Sasuke daha ne kadar ileri gidebilir ki zaten? Onun bu saplantılı sevgisine anlam veremedim. Hastalık boyutunda olduğunu düşünüyorum.

Dövme, hikayesi etkileyici ancak üzerine uzun uzun düşünülecek bir hikaye değil. Kirin, klasik bir hikayeydi.
Ancak Çocuklar ve Ağzının Tadını Bilenler Kulübü hikâyeleri beni şaşkınlığa uğrattı.

Tanizaki'ye bir soru sorma hakkım olsaydı, bu iki hikayeyi neler düşünerek ve nasıl bir ruh hali içerisinde yazdığını sorardım.

Öykü okumayı seviyorsanız, bu kitaba bir şans verebilirsiniz. Sizi şaşırtacak ve ilginizi çekecek öyküleri var Tanizaki'nin
104 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okuduğunuza asla pişman olmayacaksınız hem eğlenceli hem eğitici hem üzücü ama lili yi özleyeceğim.
Nazlı kar’dan sonra okuduğum ikinci kitabı oldu tanizaki’nin daha sırada naomi var.
80 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İlk kez Tanizaki okuyorum. Doğrusu çok ilginç bir yazar, çok özgün bir uslubu var. Geleneksel Japon kültüründe estetik anlayışına, bu estetik anlayışın daha ziyade karanlık, loşluk, gölgelerle harmanlandığında daha övgüye değer bir güzelliğe sahip olduğuna vurgu yapmış. Mimariden, geleneksel Japon mutfağına, kadın güzelliğinden tuvaletlere kadar kendine has estetik görüşlerini aktarmış. Japon kültürüne, estetik ve mimariye ilgi duyanlar, mimarların ilgisini çekebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Dilini çok beğendim, çok şiirsel. Şahsen Tanizaki'yi bu kitapla tanıdım. Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
104 syf.
·4 günde·2/10
Kitap bence bir zaman kaybı. Kitabı bitirdikten sonra şu soruları kendinize soruyorsunuz "şimdi ben ne okudum" "neydi bunun anafikri". Benim gibi kedilere aşırı bir ilginiz yoksa hiç kitabı okumayın.
104 syf.
·Beğendi·5/10
Bir kedinin etrafında oluşan trajikomik bir mini öykü... Anlatımı Japon Edebiyatı sadeliğinde ama açıkçası biraz sıkıcı geldi bana okurken.Çünkü herhangi bir yükseliş ve heyecan yaratan unsur yok kitabın içerisinde.Okurken bir insanın kedi sevgisi nerelere kadar varabilir onu görebilirsiniz.
100 syf.
·3 günde·8/10
Hayvanları insanlardan daha çok seviyorum bu artık su götürmez bir gerçek ama neden mi? Çünkü hayvanlar insanlar gibi fesat, düzenbaz, içten pazarlıklı, entrikacı değil bu kitap da bunun kanıtı...
Jaguar yayınları İzmir kitap fuarında stand açmadığı için enternasyonal fuarından almıştım bu kitabı ve Tanizaki'nin okuduğum ilk kitabı ama asla son olmayacak çünkü bayıldım. Öyle güzel yazmış ki okuyucuya yansıtmak istediği tüm duygu geçişlerini kalpten hissettim.
Kitaptaki ne kadınları ne de adamı sevdim Kedi Lili'yi sevdiğim kadar. Tamamen kendi içten duygularıyla hareket eden muhteşem bir canlı.
Jaguar yayınları çevirisini çok beğendim, yazarın yayınevinden çıkan diğer kitaplarını da alacağım. Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın Cuniçiro Tanizaki
265 syf.
"Herhangi bir insana kendisiyle bağdaşmayacak bir eğitim vererek bir yere varamazsınız."


   Japoncası budala aşık olan Naomi, oldukça akıcı yazılmış saplantılı bir aşkın romanı.  Kitabın kahramanı okuyucuyu kesinlikle sinir ediyor ve kitabın sonuna sayfaları okudukça kadar söylenmeden edemiyorsunuz. Kitap boyunca gerçekten böyle biri olabilir mi diye düşündüm. Gerçi kahramana kızınca  yazarın istediği duyguları okuyucuya verebildiği sonucunu da çıkarabiliriz. Kitapta 20. yüzyıl başlarında bizdeki batı kültürüne karşı olan bakış ile Japonların bakış açısının benzerliğine şahit oluyoruz. Ama birebir benzerlik olduğunu da söylemeyeceğim. Biraz tanıdık.


   Naomi, yanlış anlaşılan batılılaşmayı göz önünde tutarken kültürel yozlaşma, saplantı, ahlaki değerler ve inanışlar gibi temaları barındırıyor. Çeşitlilik yanıltmasın kopukluk yok okurken sıkılmıyorsunuz. Geleneklerinden ve inanışlarından uzaklaşıp utanan, batılılaşan ve ahlaki çöküntüye uğrayan bir kadının üzerinden anlatılan Japon bir çiftin hikayesi.


   Ana karakterlerimizden biri kitaba adınıda veren Naomi. 15 yaşındaki Naomi başlarda sessiz, sakin biri ve oldukça güzel. Zamanla birşeyleri elde ettikçe kendini gösteren o doymazlık ve arsızlığa sahip. Diğer adamımız Kawai Joji. Naomi nin saydığımız özellikleri Joji nin ona aşık olması için yeterli. Çünkü görünüşü de uygun bu nedenle tam bir batılı ve  herkesin beğendiği biri haline gelmesini o sağlayacak. Adına aşk denirse eğer bu malumunuz her zaman renkli bir dünya getirmiyor. Joji ye de tam olarak bu olacak. Acı çektirecek, komik düşürecek, kaybettirecek ve sonunda zaten az olan kendine olan güvenini tamamen yok edecek. Aslında anlatılacaklar bu kadarla sınırlı değil. Batılılaşma hevesi ve yozlaşmanın yanında bir aşk için bu kadar şeye katlanılır mı sorusunu soracağımız kitap. Okuyun, çok yabancı gelmeyecek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cuniçiro Tanizaki
Tam adı:
Jun'ichiro Tanizaki
Unvan:
Yazar
Doğum:
Tokyo, 1886
Ölüm:
Yugavara, 1965
Cuniçiro Tanizaki, 1886’da Tokyo’da doğdu. İlk öykülerinde Edgar Allan Poe ve Fransız Dekadanlarından etkilendi. Tokyo’dan daha tutucu bir bölge olan Osaka’ya yerleştikten sonra geleneksel Japon güzellik ideallerini araştırmaya yöneldi. En iyi romanlarından Bazıları Isırgan Sever (1929). Kendi değerlerindeki değişimi yansıtıyor, geleneklere bağlı Osakalı bir ailenin öyküsünü anlatıyordu. 1932’de, klasik Japon edebiyatının başyapıtlarından Genci’nin Öyküsü’nü çağdaş Japonca’ya çevirmeye başladı. Bu yapıtın Tanizaki’nin üslubu üstünde büyük etkisi oldu. 1940’larda yayınlanan Hafif Kar Yağışı adlı romanında, çağdaş dünyanın geleneksel topluma yönelik saldırılarını klasik Japon edebiyatına özgü bir üslupla anlattı. 1956’da Anahtar, 1961’de Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi adlı romanları yayınlandı. Yedi Japon Masalı adlı bir öykü kitabı ve Kaptan Şigemoto’nun Annesi adlı bir uzun öyküsü de bulunan Tanizaki, 1965’te Yugavara kentinde öldü.

Yazar istatistikleri

  • 42 okur beğendi.
  • 857 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 585 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.