Adı:
Anahtar
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713958
Kitabın türü:
Çeviri:
H. Can Erkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Anahtar
Anahtar
"1 Ocak... Bu tarihten itibaren, eskiden günlüğüme aktarmakta tereddüt ettiğim bir konuyu çekinmeden yazmaya karar verdim. Kendi cinsel yaşamım, karımla olan ilişkimle ilgili ayrıntılara girmekten kaçınırdım. Elbette, karım bu günlüğü gizlice okuyuverir, öfkelenir, diye korkardım."

Bu sözlerle başlar Anahtar. Söyleyemediği duygularını günlüklere döken orta yaşlı koca değildir sadece; karısı da günlük tutmaktadır. Aralarındaki derin aşka rağmen, her ikisi de diğerinin düşünce ve arzularından şüphe eder; günlükler, aradaki köprüdür. Gizlice okunan, okunduğu bilinen, sayfalara saklanmış ama sır olarak kalması istenmeyen duygular... Kadını her geçen gün kocasından uzağa savuran dokunaklı bir hikâyedir bu. Günlüğün, bulunsun diye saklanan anahtarı, yaşlı bir ruhun derinliklerine inen kapıya da uyar.

Eserleri, Tanizaki'nin yaşamındaki ve değerlerindeki değişimlerin aynasıdır. Tokyo'da yazdığı öykülerde Poe ve Fransız Dekadanların etkisi hissedilir; Osaka'ya yerleştikten sonra geleneksel Japon güzellik ideallerini aramaya yönelir; Anahtar gibi savaş sonrası eserlerinde ise "ki 70 yaşındadır ve Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi de bu zamana denk düşer" gençlik dönemi eserlerini anımsatan bir erotizm vardır.
İçindeki genci hep saklı tutmuş çılgın bir ihtiyar ve bu ihtiyarın kaleminden tutku, heyecan dolu az bulunur bir sanat eseri.
(Tanıtım Bülteninden)
Çok merak ettiğim Japon yazarlardan biri ile daha tanışmanın verdiği mutluluk içerisindeyim şu an. Tanizaki'nin bütün kitaplarını okumak istiyorum, çünkü anlatımı çok yalın. Evli bir çift düşünün; ikisi de birbirinin günlüğünü kurcalıyor. Hatta öyle ki birbirlerini, günlüklerine yazdıkları şeylerle yönlendiriyorlar. Açıkçası ben konuyu ilginç, dilini de oldukça samimi buldum. Sazende Şunkin ve Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi başta olmak üzere, canım sıkıldıkça okuyacağım bir yazar olarak kenara ayırıyorum Bay Tanizaki'yi. Her ayın ikinci haftası #dünyaedebiyatıokuyoruz etkinliğimizin üçüncü kitabı olarak seçtiğim Anahtar'ı okumanızı tavsiye ederim. =)
Japon milletine gerek zeka gerek vefa yönünden özel bir saygım ve sevgim vardır. Bu yüzden Japonların hayatını biraz olsun anlamak amacıyla rastgele seçtiğim bir eserdi Anahtar. Kitapta birbirine söyleyemediği şeyleri günlüklerine yazan karı-koca çiftimiz zamanla ilişki boyutlarını, hayatlarının nasıl değiştiğini anlatıyor, bazen nefrete bazen şiddetli arzuya dönüşen gelgitli hayatlarında bazen aşırıya nasıl kaçtıklarını da görüyoruz. Kitapta anlamadığım bir husus adamın karısını kıskanırken bundan aynı zamanda haz duyması. Ama günlükler de özel hayatların kimseye anlatılmayan mahrem şeyler olduğunu düşünürsek insanların da bazen anlaşılmaz davranışlarına bakacak olursak makul sayabiliriz. Son olarak söylemek istediğim hayat her zaman kendi tecrübelerimizle yaşayacağımız kadar uzun değil bu yüzden kitaplarda yaşamadığımız tecrübeleri yaşamış gibi olmamız bakımından bu kitapta yaşamadığım tecrübeleri yaşatan bir tecrübe oldu.
kitapçıda gözüme çarptıgında farklı bir yazar okuma istegiyle meraktan elime alıp inceledigim sonrada satın almaktan kendimi alıkoyamadıgım kitap diyebilirim.

Elli altı yaşındaki Kyoto üniversitede öğretim üyesidir. Karısı İkuko kırk beş yaşında, güzel, alımlı bir kadın olup, çok tutucu bir ailede yetişmiş, evlenirken kendisine fikri sorulmamıştır. Kyoto yıllardır günlük tutar. Eşi İkuko evliliklerinin ilk günlerinde bu günlüğün farkına varmıştır. Yüreğini kocasına açmayan kadın eşinin yüreğindekini meraktan okumaya başlamıştır. Kyoto eşinin günlüğünü okuduğunun farkında olup bazı şeyleri özellikle o okusun diye yazar. İkuko'da zamanla günlük tutmaya başlamıştır. O da kocasının günlüğünü okumasından rahatsızlık duymamaktadır. Bir zaman olur ki artık eşinin ahlaki kuralcılığından çok rahatsız olan Kyoto yatak odası ilişkilerini günlüğüne yazmaya başlar. Aslında İkuko arzu dolu şehvetli bir kadındır ama kocasına onun ne yapmasını istediğini söyleyememektedir. Bunun sebebi ise kadının eski ahlak kurallarının baskısı altından kendisini kurtaramamış olmasıdır. Kyoto elli altı yaşında olduğu için karısına yetemediğini hissedebiliyordu. Eşler birbirlerinin günlüklerini okuyarak cinsel hayatlarını renklendirmek isterler. Kitabın ismi "Anahtar" da işte bu nedenledir.
Kişisel kitap okuma defterimden: Okuduğum ilk Japon yazar. Hatta sanırım okuduğum ilk uzak doğulu yazar. Buket'in özellikle bana okutmak istediği kitap. Bir adam ve eşinin günlükleri şeklinde ilerliyor, sürekli gündelik yaşantılardan bahsettiği için de sıkmıyor, hızlı ilerliyor. Dili de çok ağır değil ama bunda belki biraz çevirmenin de payı vardır. Okurken Japonların o meşhur endüstrilerinin esintilerini sıkça hissettim kitapta, hayır teknolojiden bahsetmiyorum, diğerinden... Bu Japonların kafa yapıları hep aynı galiba. Kitap biraz eski dönemde geçiyor, tahminen 80'ler falan, radyo ve floresan lamba var ama TV yok, polaroid makineler yeni çıkmış vs. O dönemin Japon gündelik yaşantısını hiç bilmediğimden (günümüz Japon gündelik yaşantısını baya iyi bilirim, evet) o açıdan da ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim. Şaşırtmacalı sonu ve birden bire soğuk kanlılaşan, gaddarlaşan karakterleriyle eğlenceli bir kitaptı hatta.
Japon edebiyatına Haruki Murakami ile hızlı ve keyifli bir giriş yaptıktan sonra başka Japon yazarlar aramaya başladım. Bu arayışta Yasunari Kawabata ile tanıştım ve her türlü eski baskı, veya baskısı tükenmiş, nadir, antika kitaplar satan bir internet sitesini keşfetmem ile Kawabata'nın Karlar Ülkesi ve Kiraz Çiçekleri kitaplarını satın aldım. Kitapların en güzel tarafı Altın Kitaplar Yayınevinin 1968 basımı şömizli orjinal cildinde saman kağıtlı ve tertemiz durumda olması idi. Hatta içinde 1968 ten kitabın birine hediye edildiğini belli eden güzel bir not, okumadan önce ayrı bir keyif ve nostalji kattı bana :)

İşin ilginç yanı, daha Junichiro Tanizaki kimdir bilmeden Karlar Ülkesini okuduktan sonra kitapta aslında iki ayrı yazarın romanının bulunması idi. İşte Tanizaki'nin Anahtar'ı ile tanışmamda böyle oldu. Karlar Ülkesi'ni okuduktan sonra Tanizaki'nin Anahtarı'nı okudum ve iyi ki böyle bir rastlantıya denk geldim dedim :)

Böyle diyorum çünkü kitap normal bir roman akışında ilerlemiyor. Artık evliliklerinde iletişim kopukluğu yaşayan bir karı kocanın tuttuğu günlükleri aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurmaları üzerinde ilerliyor. Kitabın anlatımı da tarih tarih günlüklerde yazdıkları üzerinden okuyucuya aktarılıyor. Konusunu ilginç bulmakla beraber özellikle günlüklerle anlatım stilini çok değişik ve sıradışı buldum. Belkide bu yüzden çok ilginç buldum okumaktan keyif aldım. Bazen yazarların sıradışı anlatım yöntemleri hoşuma gidiyor.

Kitabın dili gayet yalın ve sade fakat Japonlara has uç noktalarda mahremiyet sınırlarını zorlayan anlatımları ve bunu gayet samimi bir şekilde yansıtması ve rahatsız etmemesi tipik Japon Edebiyatı işte :)

Ama şöyle bir durum var kadın kocasının, günlüğünü okuduğunun farkında ve bazı şeyleri özellikle de o okusun diye yazıyor hatta kocası ilerleyen sayfalarda karısının onun okuduğunu bildiği hatta bazı şeyleri bu yüzden bilerek yazdığı hakkında şüphelenmeye başlıyor. Ama koca zannediyor ki kendi günlüğüne yazdığı şeyleri karısının da okuduğunu hatta bu fikre kitaba ismini veren o ünlü anahtar yüzünden kapılıyor. Ama gel gör ki karısı kocasının günlüğünü okumuyor ama okuduğunu zannetmesini istiyor ve Aşk-ı Memnu ile yarışır şehvet dolu sayfalar başlıyor :)

Elimden geldiğince dilim döndüğünce olayı biraz anlatmaya çalıştım çünkü gerçekten garip bir kurgu var önümüzde ve kitabı merak uyandırıcı, okumasını zevkli kılan ve güzelleştiren de bu kurgu. Özellikle bulabilirseniz 1968 yılı saman kağıtlarında nostalji yaşatan bu baskıyı bulup okumanız. İyi okumalar dilerim...
yirmi yıl evli bir çiftin birbirlerini çok iyi tanıyabileceğini düşünebilirsiniz. ya da kendiniz hakkında sizin de farkına varmadığınız yönleriniz keşfedebilirsiniz. kitap iletişim kopukluğu yaşayan iki zıt karaktere sahip bir çiftin konuşamadıklarını sözlükleri ile birbirlerine aktarma çabasını anlatıyor.

okuması zor inişli çıkışlı bir kitap. kah zaman bitse artık dediğim oldu, bazı yerlerde ise merakım kitabı elimden bırakmama mani oldu. ama en zorlayıcı kısmı ise aşırıya kaçan entrika bölümleriydi. özellikle karakterler bu entrika ile kafayı o kadar meşgul etmişler ki paranoya derecesinde sağlıksız bir düşünce biçimi içinde kendilerini buluyorlar.
insanlara içimden geçenleri söylemeyi pek sevmediğimden, kendi kendime bir şeyler anlatabilmek için günlük tutmaya başlamıştım.
Şimdi düşünüyorum da, "O birçok kadın içerisinde son derece nadir bulunur bir cinselliğe sahip,” diye günlüğüme yazmış olmam bir hataydı. Evet, yazmasam daha iyi olurdu. O özelliğini kocasının dışında bir adam üzerinde deneme merakına ne kadar karşı durabilirdi ki?
Ben karıma ait bile olsa, bir günlüğü izinsizce alıp okuyacak kadar sefil bir adam değilim. Fakat nedendir bilmem, içimden gıcıklık etmek geldi.
(Bu yıl elli altı yaşına giren bir kocanın kırk beş yaşındaki karısının vücuduna hayran olması pek sık karşılaşılan bir durum değil. Bunu biraz düşünürse iyi olur).
Feodal dönemde olsaydık, kadının canı kocanın canına bağlı olduğuna göre, sefilce de olsa, onun söylediklerini harfiyen yerine getirirdim. Zaten bunu yapmam bir zorunluluk olurdu. Hele bir de kocam, o çılgınca eğlencesiyle tahrik olmadıkça beni tatmin edemiyorsa, üzerime düşeni yapmam gerekir.
ben, kadının hangi konuda olursa olsun pasif kalması, erkeğe karşı kendiliğinden harekete geçmemesi gerektiğine inanan eski kafalı anne ve baba tarafından büyütüldüm. Kesinlikle tutkusuz bir insan değilim, ama benim karakterim o tutkuyu içinin derinliklerine gömmek üzerine kuruludur, asla dışarıya salmaz. Kendimi zorlayarak dışarı vurmaya çalıştığımda da, o an kaybolup gidiverir.
ölümden korkarim, ama benim doymak bilmeyen şehvetim bunu düşünmeme bile olanak vermiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anahtar
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713958
Kitabın türü:
Çeviri:
H. Can Erkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Anahtar
Anahtar
"1 Ocak... Bu tarihten itibaren, eskiden günlüğüme aktarmakta tereddüt ettiğim bir konuyu çekinmeden yazmaya karar verdim. Kendi cinsel yaşamım, karımla olan ilişkimle ilgili ayrıntılara girmekten kaçınırdım. Elbette, karım bu günlüğü gizlice okuyuverir, öfkelenir, diye korkardım."

Bu sözlerle başlar Anahtar. Söyleyemediği duygularını günlüklere döken orta yaşlı koca değildir sadece; karısı da günlük tutmaktadır. Aralarındaki derin aşka rağmen, her ikisi de diğerinin düşünce ve arzularından şüphe eder; günlükler, aradaki köprüdür. Gizlice okunan, okunduğu bilinen, sayfalara saklanmış ama sır olarak kalması istenmeyen duygular... Kadını her geçen gün kocasından uzağa savuran dokunaklı bir hikâyedir bu. Günlüğün, bulunsun diye saklanan anahtarı, yaşlı bir ruhun derinliklerine inen kapıya da uyar.

Eserleri, Tanizaki'nin yaşamındaki ve değerlerindeki değişimlerin aynasıdır. Tokyo'da yazdığı öykülerde Poe ve Fransız Dekadanların etkisi hissedilir; Osaka'ya yerleştikten sonra geleneksel Japon güzellik ideallerini aramaya yönelir; Anahtar gibi savaş sonrası eserlerinde ise "ki 70 yaşındadır ve Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi de bu zamana denk düşer" gençlik dönemi eserlerini anımsatan bir erotizm vardır.
İçindeki genci hep saklı tutmuş çılgın bir ihtiyar ve bu ihtiyarın kaleminden tutku, heyecan dolu az bulunur bir sanat eseri.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Birmecburihizmethikayesi
  • Lost
  • Sureyya Gok
  • Burcu
  • Buket Özkan
  • Bora
  • Yener ÖZSOY
  • SihirliFlut
  • Gün İlke Yıldırım
  • Ezgi Çelik

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%22.2 (4)
8
%11.1 (2)
7
%44.4 (8)
6
%16.7 (3)
5
%0
4
%5.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0