Ağızlarında tüten izmariti bir kültablasına bastırır gibi çiçek saksısının toprağına batırıp savuşuyorlar.
Bir çiçeğe bakmaktan aciz adam, bir çocuğa nasıl baksın?
Sivas şehrinin merhum Muhsin Yazıcıoğlu'na duyduğu sevgiyi ifade için belediye seçimlerinde topyekun onun partisine oy vermesi nedir?
Şudur:
Sivas tüm nüfusu ile saygı duruşunda bulunmuştur.
Bunu bir yere yazın önemlidir.
Müziğini kaybeden ülke ruhunu kaybeder. Onun artık bir kalbi olduğunu söyleyemeyiz. Belki de bütün değerlerimiz gibi (başta ahlâk) müziği de hor kullanarak buruşturup attık.
Ülkede tuhaf şeyler yaşanıyor. Kültür sarayları peş peşe açılırken sinemalar, tiyatrolar kapanıyor (veya devlet desteği istiyor), kitap satışları sürekli düşüyor (bir yayıncı olarak söylüyorum; altmışların sonu yetmişlerin başında bir kültür kitabının ilk baskısını 3-5 bin basardık; şimdi bine olmadı beş yüze düştü); bundan geçtim gazete satışı bile artmıyor. Nedense tv kanal sayısı artıyor (şaşılacak şey).
Mevcut anayasanın sağından solundan çekiştirip değiştirerek bir yere varmak mümkün değildir. Bunda dahi iktidarın zorlandığına şahit oluyoruz. AB yolunda yapılanlar havai fişeklere benzer. Bizi umutlandırır, neşelendirir. Ama bir anlık parlamadır bu, devamı gelmez.
Hukuk "güçlünün koyduğu kanun" olmamalı.
Türkiye aklını başına toplamalı, bu işlere başlayalı iki yüz yıl geçti, şimdiye kadar çoktan hal yoluna konulmuş olmalıydı.
Toplum belli bir seviyede olgunluk kazanmıştır, halkın sağduyusuna inanmalı, değerlerine saygı göstermelidir. Çevreler birbirini tanıyor. Bir dayatma değil "toplumsal anlaşma-sözleşme'ye ihtiyacımız var. Bir arada yaşamak budur.
Bunlar aslında çokça söylenmiş, hâlâ söylenmekte olan sözlerdir. Söz fazla tekrar edilirse yalama olur, dikiş tutmaz. Seçkinlere düşen burnunun dikine gitmemek, dediğim dedik davranmamak olmalıdır. Toplum kendi seçkinlerine güvenmelidir.