Vatan Yahut İnternet

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
264
Basım Tarihi:
Haziran 2014
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9786055296469
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2018 22:27
Kitabın içinde 81 tane metin bulunmaktadır. Kitabın konusu metinden metine değişiklik gösterir. Kitabın içindeki metinlerin hepsi denemedir. Kitaptaki metinler Yenişafak Gazetesine 20 yıllık bir süre içinde yazılmış, köşe yazılarından oluşuyor. Bu yazılar toplanıp kitap haline getirilmiştir. Kitap ilk olarak 2014 yılında basılmıştır. Kitapta vatanın ne olduğunu, insanların ahlaktan uzaklaştığını, ahlak olmadan bir millletin olmayacağını; lüks yarışını; doğaya verilen zararı; insanın insandan uzaklaştığını; teknoloji ile arkadaş olunduğunu; üretim değil tüketim için çalışıldığını; batıya benzemeye çalışmanın çok yanlış olduğunu; kültür ve tarihten uzaklaşıldığı zaman bir milletin ayakta duramayacağını anlatıyor ve uyarıyor Mustafa Kutlu kitabında. İnsanların ruhlarının kirlendiğini, İslam'dan uzaklaşıldığını, bu yüzden doğru yoldan sapıp yanlış yola girdiğini, biran önce bu yanlış yoldan dönülmesi gerektiğini belirtiyor. Önceden mahallelerin sıcacık bir yer olduğunu, herkesin birbirine yardım ettiğini şimdi ise kimsenin birbirini tanımadığını, herkesin birbirini ezdiğinden yakınıyor. O zamanların, güzel günlerin hasretini çektiğini belirtiyor.
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2020 46. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2020 14:33
Mustafa Kutlu'nun Yeni Şafak gazetesinde yirmi yıl boyunca yayımlanan yazılarından oluşan "Vatan yahut İnternet" isimli deneme kitabını severek okudum. . Değişen dünya ile birlikte , modern toplum adı altında aslında değerlerimizi nasıl kaybettiğimiz, fark etmeden özümüzden uzaklaşıp tek tip insanlar haline nasıl geldiğimiz, interneti hayatımızın merkezi haline getirip, gördüğümüz sanal hayatlardan etkilenip nasıl sanal bir dünya içinde kendimizi yaşamaya mahkum ettiğimiz çok güzel , istatiksel verilerle, harika, akılda kalan örnekler ile verilmişti. Bazı örneklerde uzun uzun düşündüm. Doğadan uzaklaşıp, kendimize küçücük alanlar oluşturup sanal bir dünyanın içerisinde ömür tüketiyoruz. Reklamların , büyük markaların peşinde satın alarak, tüketerek ve sadece tüketerek mutlu olmaya çalışıyoruz. Hep tüketmeye yönelik dünyanın çarkları içerisinde tükettiğimiz hızda tükeniyoruz fark etmeden. . Bir farkındalık oluşturmaya yardımcı olacak, yaşantınızı ve alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmenizi sağlayacak bu denemeleri okumadan geçmeyin. Özellikle internetsiz, tüketim çılgınlığının bu derece korkunç olmadığı zamanları bilmeyen genç dostlar okumadan geçmeyin diyorum. Sonsuz sevgiler.
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2021 24. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2021 21:02
Mustafa Kutlu ve eserleriyle çok geç tanıştım. Bir süre sadece öyküleriyle ilgilenirken deneme kitaplarının başlıkları dikkatimi çekti. İlk olarak "Vatan yahut İnternet" kitabını seçtim. Okuyup bitirmem bir hayli vaktimi aldı. Ama her bir cümlesi kalbime işledi. Değerlerimizi ve 'eski biz'i yine bize hatırlatmaya çalışıyor sanki. Çok uzun bir süre içerisinde toparlanan bu yazılar ne kadar üzerinden yıllar geçse de hâlâ bugün yazılmış gibi güncelliğini koruyor. Kendi değerlerimizden, ya da kendimizden uzaklaştığımız şu dönemlerde yaralara merhem olacak, kendimizi daha iyi anlamamızı sağlayacak bir eser. Okuyun ve cümlelerin içinizde kaybolanları aydınlatmasına izin verin. :)
1000Kitap
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
Mustafa Kutlu’nun her kitabı gibi bir okuyuşta bitebilecek bir kitap. Hemen hemen her eserinde değindiği gibi burada da aynı amaçla insanın özüne dönmesi gerektiği, özüne olan özlemi hissettiren, doğayı ve doğal olana tabi olmanın gerekliliğini anlatan, gazete yazılarından derleme manidar bir eser.
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
6/10
·264 syf.·
2017 1. kitabı
Bir sınavım için okumak zorunda olduğum bu kitap için elimden geldiğince objektif olmaya çalışacağım.Ne kadar başarılı olurum bunda bilemem. Mustafa Kutlu hikaye yazarlığı konusunda günümüzde en önde gelen isimlerdendir.Ancak maalesef aynı şeyi deneme yazarlığı için söylemeyeceğim.Sebebine geçmeden önce şunu belirtmeliyim ki bu kitabı şahsen ben ilerde öğrencilerime,gençlere okutmam.Bu sizin için biraz şaşırtıcı olabilir.Ancak belli bir yaş ve bilgi birikimine ulaşmış okurlar,bu kitabı okuduğunda ne demek istediğimi anlayacaklardır. Öncelikle kitabın iyi yanlarından bahsedeyim.Günümüz modern yaşamının olumsuzluklarını Kutlu tüm çıplaklığıyla okura yansıtıyor.Örnekleri de dikkat çekici.Mesela apartman sitelerini hapishaneye benzetiyor.Ayrıca cümlelerinde doğanın,tarımın,suyun,hayvanların üzerine titriyor;bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz.Yazar israfı yeriyor,kapitalizmin çarklarına kendimizi kaptırmamamızı öğütlüyor.Bunlar tabii olarak kitabın iyi tarafları. Şimdi gelelim kötü taraflarına.Öncelikle yazar salt bir Osmanlıcılık oynuyor.Buna itiraz ediyorum.Çünkü Türk milletinin tarihi sadece Osmanlı tarihine sığmayacak kadar büyüktür.Bizim Hun,Göktürk,Uygur,Karahanlı,Selçuklu gibi nice şerefimiz,şanımız vardır.Ayrıca Cumhuriyet Osmanlının karşıtı değil bilakis devamıdır.Bu bakımdan yazar maalesef Osmanlıya takılıp kalmış,kendisini 21.yüzyıla adapte edememiştir.İkinci husus ekonomi konusunda söyledikleridir.Yazar bilimi ve tekniği terk etmemizi, barajları yıkmamızı,tası tarağı toplayıp köylere geri dönmemizi öğütlemektedir.Ekonomi olarak günümüz karma ekonomisini terk edip ne olduğu belli olmayan 'kanaat ekonomisi'ne yönelmemizi söylemektedir.Dolayısıyla ihracatı gereksiz görmekte,yoksulluğu övmektedir.Bu ne büyük yanılgıdır! Bilim bir öcü gibi görülebilir mi?
Siyaset
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2021 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 17:07
Mustafa Kutlu'nun gazetede yayınlanan yazılarından oluşan bir eser. Deneme sevmem. Mustafa Kutlu ile alakalı olarak değil elbette. Biliyorum ki Mustafa Kutlu'ya karşı hıncı olan bir kesim var.-ya da aşırı sevgisi- Benim onunla tanışıklığım ta lise yıllarıma dayanıyor. Hikayeleri gerçekten okunmalı diye düşünüyorum; gerek pürüzsüz dili gerek konuya hakimiyeti bakımından usta bir yazar. Bu bakımdan hikâyeci kimliği bence her türlü önyargıdan bağımsız değerlendirilmeli.-bunu önyargılı yaklaşanlar için söylüyorum- Zaten bence her yazarın ustalığı kalemiyle değerlendirilmeli. Dini hassasiyeti, siyasi veya sosyal düşünüşü bizi çok ilgilendirmemeli diye düşünüyorum. Bence tehlikeli bir düşünce edebiyat için. Bu kadar hassas olacaksak uhuuuu ne yazarlar var hiç dokunmayalım kitaplarına. Her neyse bu kadar nutuğa ne gerek vardı bilmiyorum, içimden geldi. Gelelim asıl meseleye. Bir bütün olarak bu eseri ele aldığımda evet güzel değinmiş bazı meselelere. Mesela diyeceksiniz; hemen örnek verelim. Denemelerin birinde dilin kritiğini yapmış. Zaman zaman kimliğimizi, hassasiyetlerimizi fark ettirmek adına ne kadar nötr bir dil kullandığımızı bize açıklamış. Ee ne var bunda diyeceksiniz. Bir genelleme yapacaksak eğer sosyal hayatımızda hangi konuda nötr davranımıyoruz? Bir kelimeyi kulağa daha hoş gelmesi için nötrleştirmekle, daha hoş karşılanmak, daha kabul edilebilir bulunmak amacıyla yaptıklarımız arasında öyle büyük bir fark görmüyorum. Bu kitaba dair sadece bir örnek. Çiçeklerden, geleneksel mahalle kavramına, mimariden, kentselleşememe problemlerine kadar pek çok konuya parmak basmış. - bence pek çoğunda haklı- Elbette bu kitap için en çok kritiği yapılmış mevzu dijitalleşme. Bir şekilde içinde bulunduğumuz her türlü yozlaşmanın nedeni olarak dijitalleşme hedef gösterilmiş.
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
“Sen Gününü Gün Et, Anı Yaşa, Kendini Sev, Altta Kalanın Canı Çıksın
10/10
·264 syf.··
2019 162. kitabı
·
Vatan Yahut İnternet Mustafa Kutlu sakin şehirden bahsediyor bu kitabında. Batıda buna “Cittaslow” yani yavaş şehir deniyormuş. Şehrin kalabalığından, karmaşasından kaçanlar bu sakin şehirlere sığınıyormuş. Nüfusu elli bini geçmeyen, sanayisi olmayan, yeşili bol şehirlermiş buralar. Bunlardan biri de İzmir Seferihisarmış. Bu durumdaki şehirler İtalya’da Cittaslow teşkilatına müracaat ediyormuş, onlar da değerlendirip şartlar uygunsa durumu onaylayıp belge veriyorlarmış. Yazarımız Toki’ye öneride bulunuyor. Bu kadar şehir kuruyorsun bir tane de böyle sakin şehir kursan ya. Tek katlı veya bilemedin iki katlı, bahçe içerisinde evler yapılsa, devasa camiler yerine kuş yuvası türünde küçük camiler olsa, bahçeler o evde yaşayanların sebze neyve ihtiyaçlarını karşılayacak büyüklükte bırakılsa, otomobil olmasa, yollar sadece ev taşımaları, ambulans ve itfaiye gibi acil durumlar için kullanılsa ne güzel olurdu. Sakin şehirde yaşayanlar, “tüketim ekonomisi"ne değil, “kanaat ekonomisi"ne teslim olmalılar. Büyüme, zenginlik, konfor, refah, kalkınma olmayacak. Oteller butik olacak ve en fazla beş çeşit kahvaltı olacak. Bu yiyecekler de sıradan değil, seçkin yöresel gıda türünde “ye beni”cinsinden olacak. Sakin şehirle ilgili kitapta çok detay var. Merak edenler kitabın yüz yirmi dördüncü sayfasına bakabilirler. Bana çok ilginç geldi. Hız ve haz çağımızın gerçeği. Biraz sakin olmakta fayda var. Yazarımız son zamanlarda pıtırak gibi her yerde biten AVM’lere ve Anadolu'nun en ücra köşesine kadar yapılan devasa kültür merkezlerine de eleştiriler getiriyor. AVM’lerin yeni bir kültür dayatması olduğunu hepimiz biliyoruz. Kültür merkezlerinin de çoğunun boş ve hantal binalardan oluştuğunu söylüyor. Kültürün içinin doldurulamadığını, halkın bu merkezlere uzak durduğunu ifade ediyor.
Edebiyat
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 20:49
Vatan kişinin karnının duyduğu yer de olabilir gözyaşının aktığı yer de. İnsan ruhu bedenden önce yaratıldı. O zaman ruhlar âlemi (âlem-i ervah) denen bir yerde bulunuyordu. Oradan ayrılıp bu dünyaya geldikten sonra sürekli asli vatanının hasretini çekmektedir. Bu çerçevede insanoğlunun ruh burkuntusu hiçbir vakit son bulmaz. Ta ki Yaradan'a kavuşuncaya kadar. Alemin bir nizamı var. Atın önüne et, itin önüne ot konulmaz. Bu "Hududullah"tır. Dünya güzeldir, insana düşen bu güzelliği bozmamak, daha da güzelleştirmektir. Mustafa Kutlu'nun uzun yıllar boyunca gazetede yer alan yazılarının kitaplaştırılmış hali. Bazı yerleri bu sebeple tekrara düşmüş gibi görünse de ama her bir deneme insani derinden etkileyen bir yapıya sahip. Kutlu'nun kalemi insana huzur veren cipsten. Çağımızda karşılaştığımız durumlara çözümün öze, doğaya ve doğala dönüş olduğunu naif bir dille anlatıyor. Toplumun batıya özenmesi bizi geliştirmez aksine daha kötü durumlara sebep olur. Değişen toplumun eskiye özlemi tarımla özümüze dönmemiz ile giderilebilir. Tüketim çılgınlığına son verip tasarrufa kanaat ekonomisine dönmemiz gerektiğini anlatıyor. Ben severek okudum Kutlu'nun denemesini sevenlere tavsiyemdir.
1000Kitap
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
7/10
·264 syf.··
2020 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2020 22:03
"İnsanoğlu toprağı terk ederek etrafını aletlerle çevirip bir sanal dünya kurdu. Burada sıkılıp duruyor. İki serap görüyor: Hız ve haz. Bunlar nefsin oyunlarıdır. Ele geçtiklerinde yok olurlar. Sıkıntı devam eder... " Kitap Mustafa Kutlu'nun 20-25 yıllık süre boyunca gazetelerde vs. yazdığı deneme, makale ve köşe yazılarından oluşuyor. Konu bakımından ağırlıklı olarak teknolojinin yanlış kullanımın, yanlış modernleşmenin hayatımızda yarattığı sorunlardan dem vuruyor yazar, bununla birlikte sakin ve huzurlu bir hayat tarzını ancak doğal kaynakların - özellikle toprağın - doğru kullanımının sağlayacağını aksi takdirde dünyanın geri dönüşü olmayan bir yıkıma doğru sürükleneceğini aktarıyor. Ayrıca Anadolu kültür ve geleneğinin de yavaş yavaş yozlaştığından, hayatımızın peyderpey Batılı yaşam tarzının esiri olduğundan bahsediliyor ve her şeye rağmen kendi kültür zenginliğimizin farkına varıp ona yönelmek gerektiğinden bahsediliyor. Sonuç olarak yazar kendisinin de kitabın başında belirttiği gibi denemelerinde muhafazakâr ve gerici bir anlayışı yeğ tutuyor. Fakat bu gericilik ve muhafazakârlığın da 'eskinin korunması yeninin kontrol altına alınması' şeklinde algılanması gerek. Tüm bunların yanında yazarın deneme, makale türü üzerinde, hikayeciliği kadar başarı ve yeteneğinin olduğunu söylemek imkânsız. Mustafa Kutlu'nun hikayeleri bir yana, diğerleri başka bir yana desek çok da abartmış olmayız.
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 14:06
Vatan Yahut İnternet Mustafa Kutlu'nun; Sır, Ya Tahammül Ya Sefer, Bu Böyledir ve Yoksulluk Içimizde'den sonra okuduğum son eseri. #EvdeKal sürecinde Kutlu'nun eserleri insana tefekkür ve tevekkül ibadetlerini belki de en çok ihtiyacımız olan bu süreçte yeniden hatırlatıyor. Akıcı, sade ve anlaşılır üslûbu ile "Vatan Yahut İnternet"te ufuk açıcı makalelerin derlemesinden oluşan üstadın başucu eseri. Mutlaka okuyalım... #KitaplaEvdeKal
Edebiyat
Vatan Yahut İnternetMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20141,548 okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.