"Bir insana, doğru insan olmasa bile güvenmek istemek suç muydu? Sadece aşk değil; gerçek arkadaşlık da bütün kalbini açarak ve içtenlikle yaklaşmak değil miydi?"
"Yaklaşıyordun ama dokunacak kadar değil, kokuyordun ama sarhoş olmana yetecek türden değil. Boğazında gideremediğin bir düğümlenme gibiydi. Her an daha da katılaşan ve katlanılamaz gibi gelen...
Çarpışma.
Adı gibiydi. Bir çarpışmaydı. Hala arzulanan aşk şarabını dudağa çalmıyordu. Bekletiyordu. Daha da susatıyordu. Tutkuyu çağırmadın öfkeyi sürüyordu önüne. Savaş, diyordu. Alt et onu!"