"Ve tanrıların en sevdiği kullar âşıklardır. Çünkü âşıkların yürekleri inanç, akılları tutku, ruhları masumiyetle yıkanmıştır. Bir delilerde vardır bu saflık bir de sevdalılarda. İşte bu sebepten tanrılar âşıkların işini kolay kılmıştır.
Ama biz insanlar onun gibi değiliz, bizim için kötülük her zaman daha caziptir. Her fırsatta iyilik makamını terk eder, kolayca kötülüğe meylederiz. Ne yazık ki, yine öyle yaptık. Yine zarafet yerine kalabalığı, güzellik yerine çirkinliği, fedakarlık yerine bencilliği, yiğitlik yerine korkaklığı seçtik. Yüreklerimiz kurudu, merhametimiz soldu, vicdanımız kayboldu. Ruhlarımızdan akan kötülük bütün yeryüzünü tuttu, buharlaştı, bütün gökyüzünü kapladı, güneşin ışıklarını perdeledi ve hepimizi karanlıkta yaşamaya mahkûm etti.
"Hiç kaygılanmayın genç prensim, biz faniler kutsal olanı hep dışımızda, derin göklerde, ışıltılı yıldızlarda ararız, oysa yüce kudret içimizdedir. Evet, hepimizin içinde tanrılardan bir parça vardır. Ama ortaya çıkması için vaktinin gelmesi gerekir. "
"Zaten olmazdı" demiş kederli bir sesle. "Eğer rüyanızdaki kız ben olsaydım bile bu aşk yürümezdi. Ne siz denizin altında yaşayabilirsiniz ne de ben denizin üzerinde uzun süre kalabilirim. Belki de ikimiz için en iyisi budur.