…Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.
…‘’ Tahammül’’ kelimesi de bu yüzden ‘’hamal’’ kelimesi ile aynı kökten gelir.
Uzun süre bize ait olmayan, bizden kaynaklanmayan ya da omuzlarımızdan indirmeye güç yetiremediğimiz şeyleri zihnimize yük edince tahammül sınırını aşarız. Bize ait olmayan her yük ruhumuzun omuzlarına ağır gelir. Aynı hamallarda olduğu gibi.
Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizde, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.