Bu arada gurur duymuyor da değildi tabi… Her şeyi tek başına yapmış olmanın verdiği bir gururu hissediyordu. Kızını o denli ilgili, o kadar dirençli olmasının verdiği bir gurur. Bu kadar güçlü bir kişinin babası olmanın verdiği tevazu da vardı; kızını bir başka, daha büyük bir şeye götürmeye yarayan bir kanaldı sanki. O anda, onun yanında diz çökmüş saçını yıkarken tam olarak öyle hissettiğini düşünüyordu; kızına olan sevgisi sanki bedeninin sınırlarını aşacak, ondan üstün çıkacaktı. Duvarlar, hatta tüm şehir yıkılabilirdi ama bu duygunun parlaklığı asla sönmeyecekti.
İki sigarası kalmış. Bir nefes çek, dışarıya ver.
Mantının sesini dinle. Her sonucun bir nedeni ve her güçlüğünü bir çözümü vardır. Her kilidin bir anahtarı olduğu gibi…
“Tarihten almamız gereken en büyük ders, nedir biliyor musun? Tarihin zaferi kazananlar tarafından yazılıyor olması. İşte ders budur. Kazanan kim ise, tarih hakkında karar verecek olan da odur. Bizler kendi menfaatlerimiz uğruna uğraş veririz.”
Şimdi yabancı bir yayını dinlemek suç sayılıyor. İnsan o yüzden günde on beş saat taş kırmak gibi ağır bir ceza alabilirmiş. Veya naylon çorap yapmak ya da madende çalışmak gibi… bu mektubu postalamama kimse yardım etmeyecek, ağabeyim bile. O yüzden bu işi kendim yapacağım.