1000Kitap Logosu
Anthony Doerr

Anthony Doerr

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
214 Kişi
526
Okunma
16
Beğeni
1.449
Gösterim
Unvan
Amerikalı roman ve kısa öykü yazarı
Doğum
27 Ekim 1973
Yaşamı
Cleveland, Ohio'da doğup büyüyen Doerr, 1991 yılında University School'dan mezun oldu. Brunswick, Maine'deki Bowdoin College'da tarih alanında yüksek lisans yaptı ve 1995 yılında oradan mezun oldu. Bowling Green State University'den MFA aldı. Doerr'in yayınladığı ilk kitap, kısa öykülerini topladığı The Shell Collector (2002) adını verdiği kitap oldu. Öykülerin çoğu yaşadığı ve çalıştığı, Afrika ve Yeni Zelanda'da geçiyordu. 2010 yılında Memory Wall adlı başka bir kısa öykü kitabı yayınladı. 2004 yılında ilk romanı About Grace'i yayınladı. Ayrıca 2007 yılında yayınlanan Four Seasons in Rome adında bir anı kitabı yazdı. Doerr'in 2014 yılında yayınlanan ikinci romanı Göremediğimiz Tüm Işıklar, II. Dünya Savaşı sırasında işgal altındaki Fransa'da geçiyordu. Eleştirmenler tarafından övgüler alan roman, Kurgu dalında Ulusal Kitap Ödülleri'nde finalist oldu. Kitap, New York Times'ın en çok satan kitabı oldu ve 2014 yılında gazete tarafından önemli bir kitap olarak adlandırıldı. Doerr'in bu romanı 2015 yılında Kurgu dalında Pulitzer Ödülü kazandı. Ayrıca yine 2015 yılında Kurgu dalında Dayton Edebiyat Barış Ödülü'nde ikinci olurken, Kurguda Ohioana Kütüphane Derneği Kitap Ödülü'nü kazandı.
576 syf.
·
34 günde
·
Puan vermedi
2. Dünya Savaşı yıllarında geçen bu eserde savaşın acı tarafına Fransız bir kız çocuğu ile Alman bir erkek çocuğunun gözünden tanıklık ediyoruz. Romanda birden çok karakter olmasına rağmen olay örgüsü daha çok Marie-laure ve Werner adında iki karakter üzerinden anlatılıyor. Marie-laure 6 yaşındayken görme yetisini kaybeden, babası müzede kilit ustası olan Fransız bir kız çocuğu olarak karşımıza çıkıyor. Babası ise kızı için yaşadığı yerin maketini yapan, kızı için her şeyi yapabilecek, kızının bağımsız yaşam becerilerini kazanması adına var gücüyle çabalayan fedakar baba olarak karşımıza çıkıyor. Romanın diğer ana karakteri Werner ise babası madenlerde hayatını kaybetmiş, kız kardeşi (Jutta) ile çocuk evinde kalan, zeki, beyaz saçlı, radyolar konusunda oldukça yetenekli ve bu yüzden 15 yaşında katil ordusu olarak nitelendirebileceğimiz özel bir okula giden bir Alman. Roman Marie-laure ve Werner 'in savaş esnasında hayatlarının kesişmesini anlatıyor. Kitap yavaş ilerleyen, olayları iyice sindirmenizi isteyen bir yapıda ilerliyor. Bu zaman zaman sıkılmama yol açsada, kitaptaki karakterler oldukça ilgimi çekti. Anthony Doer' a sitem edebileceğim tek bir konu var. Marrie laure'un babasını daha iyi tanımak isterdim. Benim için oldukça ilgi çekici bir karakter olmasına rağmen yeterince bağ kuramadım. Genel olarak Göremediğimiz Tüm Işıklar hikayesi, karakterleri, olay örgüsü ile kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap.
Göremediğimiz Tüm Işıklar
Okuyacaklarıma Ekle
11
576 syf.
·
16 günde
·
Beğendi
·
6/10 puan
Ağır ağır giden ama kendini okutan bir kitap. İkinci dünya savaşı sırasında geçiyor olaylar. Kitap bize bir yandan o dönem olanları anlatıyor, bir de savaşa dair bilgiler veriyor. Sonunu daha farklı hayal etsem de yine de okuduktan sonra sizde iz bırakacak bir kitap.Birçok karakter var ama özellikle öne çıkan iki karakter var kitapta ve ikisi de çok güzel anlatılmış . Okurken sağlıklı olmak, görmek ne büyük bir şey diye düşünmeden edemiyor insan. Baş karakterlerden biri olan Marie-Laure 6 yaşına gelince kör olur. Ondan sonra babasının yardımıyla, ona yaptığı maketlerle yaşadığı yeri az çok kendi gezebilir olur. Baba kız sevgisi çok güzel anlatılmış ayrıca arka planda. Ama savaş sırasında yaşadıkları yeri yanlarında ulaştırmak zorunda oldukları bir elmasla terk etmek zorunda kalırlar ve amcasının yanına giderler. Werner ise Almanya'd yetiştirme yurdunda kız kardeşiyle ve onlar gibi birçok çocukla beraber yaşar. Ama çok zekidir ve orada babasının öldüğü yerde tüm hayatını başladığı yerde bitirmek istemediği için bir şekilde fırsat bulup askeri okula gider ve hayatı değişir. Bu okulda hayatı, gerçekten istediği şeyin neler olduğunu anlar. Savaş sırasında ikisinin de yolu Saint-Malo'da kesişir. Bence okunmalı ve pişman etmeyecek de bir kitap. Keyifli okumalar...
Göremediğimiz Tüm Işıklar
Okuyacaklarıma Ekle
15
576 syf.
·
4 günde
·
8/10 puan
Bu kitabı bitirdiğim zaman aklıma ilk gelen, kim bilir tarih yüzeyinin altında görmediğimiz ne ışıklar ve ne hikayeler vardır.Keşke bizde de bu tarz hikayelerin anlatıldığı kitaplar daha çok çıkartılsa. Bir savaş hikayesi, bir yaşlanma hikayesi, felsefi bir masal... Genel olarak çok beğendim.Sadece ana karakterlerin duygu eksikliği vardı.Yazarın iki karakteri bir araya getirme yöntemi ,olayların gidişatı, ne zaman karşılaşacaklar heyecanı,savaşın iki tarafa nasıl yansıdığı,mekanların anlatımı....Hepsi hepsi çok iyiydi. Özellikle de bilimin gizemleri üzerine radyo yayınlarının büyüsü ve Jules Verne'nin “Deniz Altında Yirmi Bin Fersah” ın olağanüstü serüveni...İnce İnce hesaplanmış,ayrıntılara önem verilmiş ve okuyucuya çok iyi yansıtılmış. Hikayemiz 1934 senesinde başlıyor 2014 senesinde son buluyor. Bir tarafta Almanya'da kız kardeşi Jutta ile yetimhanede yaşayan Werner, diğer tarafta ise Paris'te müzede kilit ustası olan babasıyla yaşayan ve 6 yaşında görme yetisini kaybetmiş Marie-Laure.2. Dünya Savaşı'nda bu iki çocuktan oluşan iki paralel hikaye. Kısa bölümler halinde hem zaman hem mekan hem de iki ana karakter arasında değişiyor. Werner'in hikayesi;kız kardeşi ile yaşadığı küçük dünyasında tamir ettiği radyodan Fransa'dan yayınlanan bir bilim programını dinleyerek hayaller kurar.Zeki bir çocuk.Sayılara, bilime ilgisi var.Tamir ettiği radyo yeni bir kapı açar Werner'e.Ya babası gibi 15 yaşına geldiğinde madende çalışacak ya da hayallerini gerçekleştireceği o özel okula gidecektir.Tercihini yapar okula gider ama hiçbir şey beklediği gibi olmaz. Marie-Laure'nin hikayesi ise;altı yaşında görmez olduğunda hayatı babası ile ev ve müze arasında geçer.Babasının yaptığı her detayın bulunduğu mahalle minyatürünü parmakları ile ezberler ve evini bulabilecek duruma gelir. Marie-Laure sezgisel, akıllı ve duyarlı bir çocuktur.Almanlar Paris'e saldırdığında babası ve müzeye ait sırlarla dolu değerli taş Alev Denizi ile Saint-Malo'da yaşayan 20 yıldır dışarı çıkmayan büyük amcası Etienne'nin yanına giderler. Bence okumalısınız.Ama acele etmeden kelimeleri sindire sindire.Bazı yerlerde sıkılabilirsiniz.Ama pes etmeyin. Herkese keyifli okumalar.Hoşçakalın.
Göremediğimiz Tüm Işıklar
Okuyacaklarıma Ekle
1
14