Oturdum , telefonumu açmadan ve haber başlıklarına göz atmaya başlamadan önce , manzaraya kısa bir an baktım. Daha sonra bir şeyi idrak ettim : Hayatımızdaki “boşlukları” bir şekilde dolduruyoruz. Gün içerisinde , genellikle sizin de yaptığınız gibi elime telefonu aldığım , otobüs ya da taksi beklediğim veya bir toplantıya erkenden gittiğim zamanları yani bu küçük “boşlukları” dikkate almıyorum.
Gün içerisinde bu boşluklardan ve anlardan çok var. Eğer telefonlarımızı kapatabilirsek ve bu zamanları başka dikkat dağıtma biçimleriyle doldurmazsak, hayatımızdaki huzur seviyesini önemli oranda arttırmak için harika fırsatlarımız olabilir.
Büyük ihtimalle bu sizin için çok geç olabilir ama çok hızlı büyümeyin. Öğretmenlerinizi ya da birçok durumda ebeveynlerinizi dinlemeyin. Oyun oynamaya devam edin , hayal kurmaya devam edin. Büyüdüğünde ne yapacaksın diye sorulduğunda cevap vermeyin. Sadece bu öğleden sonra ne yapacaksın diye sorulduğunda cevap verin.
“ Hayat bir oyundur” demek bence ciddiyetten uzak duruyor. Birçok insana hayat oyun gibi gelmiyor ; hayat onlara daha çok stresli ve zor geliyor. Fakat 3. Seviyeye gelmenin bir parçası da hayatın bir oyun benzeri özelliği olduğunun farkında olmak. Çünkü bu durum hayatı , oyun olduğunu bilmeden herkesin oynamak zorunda kaldığı bir oyuna benzetir ve eğer en yüksek seviyeye ulaşabilirseniz , hayatın gerçekten bir oyun olduğu ortaya çıkar.