… nasıl yani diye cevap verdi, bu iki ihtimalin cevabıydı birincisi söyledikleriniz bir şakamı ikincisi evet olabilir biraz daha ayrıntılı anlatır mısınız demek anlamları çıkıyordu ,konuşmak için uydurduğu bu yalanı nasıl toparlayacaktı ,doğruyu söylemek mi ? Yoksa uydurduğu yalanı devam ettirmek mi , konuyu biraz dağıtmak biraz toparlamak amaçlı afedersiniz ben giotto diyerek elini uzattı , biraz mecburi biraz nezaketle karışık karşılık verdi elini uzatarak bende nisa. O sırada çalan müzik çok tanıdık bir melodiyi andırıyordu sonradan öğrenecektiki çalan müzik demis rousson söylediği ell attend şarkısıydı ...
...kahvesi elinde ona doğru yaklaştı. merhaba dedi.kız ona dönerek şaşkın ve huzursuz bir ifadeyle sizede merhaba dedi.sanki kelimelerin o anda sonu gelmişti sonrası gelmek bilmeyen cümlelerin akıldaki sonuydu.karmaşıklığını nasıl anlatabilirdi şu an bir pazılın parçaları gibiydi her şey karışmıştı o karışıklıkta birşeyler bulmalıyım diye düşüncelerini harekete geçirdi ve söylediği şey ben bir fotografçıyım sizinde fotoğraflarınızı çekildiğini gördüm benim özel bir fotoğraf stüdyom var ve bu ay sonunda bir fotograf sergisi açıyorum sizinde fotograflarınızı bu sergide kullanmak isterim tabi kabul ederseniz. İçinden umarım kabul etmez diye yalvarıyordu çünkü bu onunla konuşa bilmek için uydurduğu bir şey di ne stüdyosu vardı nede fotograf sergisi açmayı düşünüyordu eski bir fotograf makinesi dışında hiç bir şey yoktu …
O.i.s
... bunu öğrenmek için bir tane filtre kahve söyledi kahveyi fincan kupasında olmasını rica etti bu daha uzun süre sıcak kalmasını sağlayacak iyi bir fikirdi fincan kupasını alıp oturması gerektiği yere doğru kurumuş ve kısık gözleriyle bakerken karşı dekor dikkatini çekmiş gözlerini o dekordan alamıyordu ama tamda önünde o dekordan daha çok dikkat çeken biri oturuyordu uzun çizmeleri siyah çorabı zebranın desenini andıran eteği üzerinde siyah kazağı ve kahve renkli saçlarının ardında çok hoş şapkasıyla arkadaşı fotoğraflarını çekiyordu tanırım sanırım aşık oluyordu…
...uzun bir yoldan gelmiş gibi görünüyordu biraz kendini yorgun ve halsiz hisetmesi ona kahve içme arzusu yaratıyordu bu sonsuza kadar devam edebilrimiydi... sevdiği bir kafenin kapılarını aralayıp içerisine adımlarını bıraktı müşterinin kendine servis ettiği bir sistem vardı buna self servis adını koymuşlardı ama kendi kendime servis ediyorsam bunun evde kanepede oturup kahve içmekten ne farkı vardı acaba müşterinin kendini evde hisetmesi için mi düşünülmüştü.Kafeterya güzel dekore edilmişe benziyordu insanın içeriye girdiğinde kendini aristokrat hisettiği bir hava vardı bu on ikiden sonra balkabağına dönüşen külkedisi hikayesini andırıyordu o yüzdendi belkide insanların saatlerce kefeteryada zaman geçirmesi hiç dışarı çıkmak istememesi her insan hayatta bir külkedisi olabilirmiydi... O.İ.S