Sarı Yüz, çağımızın vebası diyebileceğimiz pek çok soruna temas eden, akıcı bir üsluba sahip olsa da yer yer durağan ilerleyen bir kitap. Kitap etik ve ahlaki kuralların herkesçe hiçe sayıldığı, herkesin haklı ve herkesin haksız olduğu kaotik bir evrene ev sahipliği yapıyor. Sosyal medyada görünür ve bilinir olmanın hayatta iz bırakan bir kişi olmanın tek koşulu sayıldığı bir dönemde 'reklamın iyisi kötüsü olmaz' anlayışının insanların hayatını nasıl cehenneme çevirebileceğini görüyoruz aslında. Bir iletiyle başlayan karalamaların, verilen bilgilerin doğru olup olmamasının hiçbir önemi olmaksızın nasıl çığ gibi büyüyerek bir itibar suikastine dönüştüğü de kitapta değinilen bir diğer sorun. Bunların yanı sıra bir yazarın, özellikle de genç ve kendini kanıtlamaya çalışan bir yazarın, sektörde yer bulabilmek ve bu yeri sağlamlaştırmak için neleri göze alabileceğinin de anlatıldığı bir sistem eleştirisi. Sayfalar ilerledikçe kimin daha haklı olduğunu düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.