Dünyada kötülükler sınırı aşarsa o zaman kurtarıcı gelişiyle bizi onurlandırır. Biz de kurtarıcının gelişini hızlandırmak, onun arkasında yerimizi almak için İstanbul sokaklarında kötülüğü yaymalı kan ve şiddeti arttırmalı, insanları kavgaya, kargaşaya, kötülüğe bulamalıyız.
Kimiz peki biz?
Azdahak rahipleri…
16. yüzyıl İstanbul’unda arife gününde şehrin her bir yanında ramazan hazırlıkları başlamış, gerekli önlemler alınmıştı. Halk ilk orucunu açtıktan sonra daha önce gökyüzünde görmedikleri bir ışıkla karşılaştırlar. Korku,endişe hepsini esir aldı. İşte kıyamet gelmişti.
Halk içinde endişeye yol olan bu ışık müneccim için türüne az rastlanır bir hediye, Azdahaklar içinse kurtarıcının gelişinin yakın olduğunun göstergesiydi.
İskender Pala bu kitabında iyiyle kötüyü, inançla hurafeyi, düzenle kaosu iç içe geçiriyor. Azdahak bildiğimiz klasik tarihi romanlardan biraz farklı. Bu kitapta semboller, mitoloji ve insanın karanlık tarafı var. Kimi zaman rahatsız ediyor, kimi zaman içine çekiyor. Ama hep düşündürüyor.
Yer yer ürpersem de keyifle okuduğum beğendiğim sürükleyici bir kitap.