“Aynaya bakarken, bir anda, kendi gözlerinin içinde, hayatının şuursuz bütün izlerini görüyordu.
Bu hastalık, gözlerin aynasına ruhun bütün saklı cevherlerini aksettiriyor.”
Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için, hiçbir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felaketten korkmuyordum.
Bunun ikisi de imkansızdır. İnsan, çektiği ıstırap nispetinde zevk duyar.
Kitap. Nasıl diyeyim... içinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı.
Değil mi? Bir musiki parçası gibi...