O anda bedenim yangın karşısında bir saman çöpü kadar dayanıksızdı. Yalnız, kafam, ruhum sağlamdı, bu sayede de, en sonunda esenliğe kavuşacağımdan hiç kuşkum yoktu.
Yasalar, kurallar da tehlikesiz zamanlar için değildirler ki! İnsanın şeytana uymak üzere olduğu, ruhuyla, bedeniyle bu kurallara başkaldırdığı zamanlar içindir.
Kafamda gül pembe bulutlar, çiçekli, yemyeşil bir cennet var. Gelgelelim gerçek yaşamda, önümde dikenli, taşlı bir yolun uzandığını, beni kim bilir kaç tane kara kasırga beklediğini de bal gibi biliyorum.
"Kimilerinin acıması insanı aşağılar, Jane. Bu acımayı acıyanın yüzüne çarpmak ister insan. Ama bencil, taş yürekli kişilerin acımasıdır bu. Acımayla küçük görmenin bileşimidir gerçekte, bu yüzden de insanın ağırına gider. Senin acıman böyle değil, Jane. Şimdi yüzünde okunan, gözlerinden taşan, avucumun içinde elini kuş gibi titreten duygu bambaşka. Senin acıman bir ananın acımasına benziyor sevgilim, ben de bunu alıp başıma koyuyorum."