"Keder de bir misafir, sevinç de... Ama Şermin Yaşar, kederi bile öyle bir sofraya oturtuyor ki, kalktığınızda ağzınızda buruk ama unutulmaz bir tat kalıyor."
Şermin Yaşar, bu kitabında bizi yine en iyi bildiği yere; insanın o hem çok kalabalık hem de yapayalnız olan iç dünyasına, aile sofralarına ve çocukluk anılarının o puslu ama sıcak köşelerine götürüyor. Altı Harfli Bir Tatlı, sadece bir öykü kitabı değil; bir hatırlayış, bir yüzleşme ve en çok da bir "iyileşme" çabası.
Şermin Yaşar’ın kalemi, yan komşunuzla kahve içerken anlatılan bir hikaye kadar samimi, ama aynı zamanda bir şairin dizesi kadar derinlikli. Kelimelerle oynamıyor, kelimeleri adeta konuşturuyor.
Kitaptaki her öyküde kendinizden, komşunuzdan ya da hiç tanımadığınız ama dert ortağı olduğunuz birinden bir parça var. Büyük trajedilerden ziyade, o küçük ve "insani" sızılar mercek altına alınıyor.
Kitabın adı her ne kadar tatlı bir çağrışım yapsa da, hikayelerin içinde hayatın tüm acı gerçekleri mevcut. Ancak Şermin Yaşar’ın ustalığı tam burada devreye giriyor: En karanlık kuyudan bile bir ışık sızdırıyor ruhumuza.