İnsan, çeşitli çaresizlik, yoksunluk ve korkular içinde doğup büyüyen bir varlıktır. Hayat boyu karşısında, kontrol gücünü aşan birçok problem, doğal veya kültürel sayılı engeller bulunmaktadır. Hal böyleyken, kimseye bir eksiklik atamakla bir şey kazanamayız. Ne var ki, böylesi ahlaki değildir de. İnsanı insandan, kadını erkekten, genci yaşlıdan, zengini orta halliden ayıran tek şey, karakterleri ve yetenekleri olmalıdır.
Bazen insan yaşar ama anlamlandıramaz. Bazen ise, anlamlandırır ama yaşayamaz. Onun için, hayatın en büyük trajedilerinden biri, işte bu gerçek olsa gerekti.
Hayatınızı sizi mutlu edecek şeyi bekleyerek geçirirseniz hayalini kurduğunuz şeyi ıskalayabilirsiniz.
Kimileri hayatını yoluna koymak için hep bir şeyler bekler: Yeni bir işe girmeyi, aşık olmayı, taşınmayı, bir yakınının davranışlarını değiştirmesini, zam almayı veya emekli olmayı.
...
Mutluluk şartlara bağlı bir arayış değildir, şimdi ve burada başlayan bir yolculuktur.
Şükran, hayata en güzel pencereden bakmamızı sağlar. Şükran duymayı öğrendikçe her şeyi bu pencereden görürüz. Mutluluğun hemen yanı başımızda olduğunu anlarız. Mutluluk, çoğu insanın sandığı gibi bir varış noktası değil, bir yolculuktur.