‘ben yanlış eşiklere konan toz
süpürüp durduğunuz
ben zamansız sorulmuş soru
denize varamayan ırmak
bir gölge, gülümseme, bir im
ben, bitişi olmayan bir şiirim’
‘söylemek istediğim şeyler
hep söylenmiş benden önce
bulutlar dağ gibi önüme çökünce
bir fısıltı gibi geçince zaman
soruyorum işte sana: Tanrım!
nedendir bu içimdeki sürgün
bu hasret, bu sancı, bu bun
yüzüme bir bir kapattığın
kapıların ardından bakıyorum’