‘Hiç değilse bir zamanlar halk arasında, o en yüce anda havadaki ilahi soluğun en taş yürekliyi bile yumuşatabileceği, işkence görenin aynı zamanda bir tövbekâr olduğu, toplumun ona birini kapadığı anda dinin ona bir dünya araladığı, her ruhun Tanrının bilincine sahip olduğu, darağacının yalnızca gökyüzündeki bir sınır olduğu inancı dolaşıyordu.’
Nasıl olur! Güneş, ilkbahar, çiçeklerle dolu çayırlar, sabahı müjdeleyen kuşlar, bulutlar, ağaçlar, doğa , özgürlük, hayat... Bunların hiçbiri bana ait değil mi artık?
Ah! Kurtarılması gereken benim!