Merhaba sevgili kitap severler ve okurlar Yaşar Kemal'in İnce Mehmed'ini incelemek ve bu konuda fikir beyan etmek hiçte kolay değil. Lakin fikrimizin, bakışımızın ve kalemimizin güç yettiği ölçüde bir şeyler yazacağım.
*Eser kurtuluş yılları sonrasında 1930-1940 arası İsmet inönü döneminde Çukurova'daki toplumsal yaşayışı, ağalığı, eşkıyalığı, devlet otoritesi eksiliğinde ortaya çıkan çok başlılığı, ezilen köylüyü anlatıyor.
*Eser 37 Bölüm ve 436 sayfadan meydana gelmektedir.
*Bölümler arasında geçiş sağlarken yazarımız adeta bizi diğer bölümlere alıştıra alıştıra ulaştır.
*Yazarımız çok iyi bir karakter betimleyicisidir. Sadece dış betimlemede değil karakterlerin iç dünyasını en iyi şekilde yansıtmaktadır biz okuyucalara. Eseri okurken karakterleri o kadar iyi anlatmıştır ki bize "nerden çıktı bu?","bu da kimdi?" gibi sorularla bizi eserden koparmaz.
*Yazarın bu eserinde en sevdiğim ve de diğer eserlerinde de sıklıkla kullandığı anlatımında ikilemleri çekinmeden ve usta bir şekilde yerli yerinde kullanmasıdır.
*Yazarımız eserde geçen ikili diyaloglarda o kadar etkili ve akıcı bir şekilde biz okuyuculara sunuyor ki kendinizi bir müzikalde veyahut bir sinema filminde hissediyorsunuz. Karakterler canlı kanlı karşınızda gibi.
*Olayların geçtiği mekanları doğanın tüm hallerini bize aks ettirerek anlatan yazar karakter anlatımlarında olduğu gibi burda ayrı bir ustalık sergiliyor.
*Yazarımız Çakırdikenlik der durur anlatır bize anımsatır algı yapar burda asıl Çakırdikenlik Ağalar ve buna bağlı gelişen düzenlerdir. Kanatsalarda ayaklarımızı elbet yaralarımıza merhem olacak İnce Mehmedler var. Çakırdikenliği yaktığı gibi ağalarıda yakar elbette der eserin sonunca varınca..!
Kitabın Özeti:[alıntılarla]
Kitap şu iki dize ile başlar:"Duvarın dibinde resmim aldılar
Ak